“Seviyorsunuz öldürmeyi, değil mi?”
”Hayır anneanne, tam tersine, hiç sevmiyoruz. Bu yüzden de alışmalıyız.”
”Anlıyorum, yeni bir alıştırma. Haklısınız, gerektiğinde öldürmeyi bilmek lazım.”
Ama anlamamız gereken şu: Herkes dertte değil, herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alınacak, sınav geçilecek… Teneffüs ancak o zaman. Sen derdini çekmiş, dersini almışsın, şimdi artık ferahlama zamanı senin için. Öyle düşün.
Belki de yalnızlığımın adı buydu: İplerimi birinin eline vermeyi beklemek. Oysa başka bir ihtimal daha vardı; iplerimi kendim de tutabilirdim. Ve bunun farkına bu yaşımda ancak varmıştım.
Tahsilliyiz belki, iyi okullarda okuduk, sözüm ona kültürlüyüz, yetiştirdik kendimizi, paramız var, yabancı dilimiz var, görgümüz var. Ama çaremiz yok. Bu gerçek. Hepimiz çaresiziz.