Hep insanları kendi inancımıza inandırmaya , dünyayı bizim gördüğümüz gibi görmelerini sağlamaya çalışırız. Bizim inandığımıza ne kadar çok insan inanırsa inandığımızın doğruluğunun o kadar kesinleşecegini sanırız.
Her şey seslerdedir; geçmiş, şimdi,gelecek. Dinlemesini bilmeyen insan, hayatın bize her zaman sunduğu öğüdü asla duymaz. Ve ancak o anın seslerine kulak veren insan doğru kararlara varabilir.
Kendilerini akıllı sanan insanlar çoğu zaman emir vermek gerektiğinde kararsızlık gösterir, itaat etmeleri istendiğinde de isyan ederler. Emir vermekten utanır, emir almayı da onursuzluk sayarlar.