Geçenlerde şöyle bir yazıya denk geldim; “her şeyin üstesinden gelebiliyor insan. Ama yakın olduğun birine zamanla gurbet olmak acının ta kendisi işte…” yakın olduklarımın uzağına düşmek düşüncesi ürpertiyor içimi. Yalnızlığıma sığınıyorum.
Uzun zaman önce karar verdim, burası iyi olanların değil, iyi oynayanların dünyası.
Her duruma uygun şekli alanların, her koşula uyum sağlayabilenlerin, sayısız renk değiştiren, onuru hiçe sayan omurgasızların dünyası. Orada hayatta kalmak zor geliyor. Nefessiz kalır gibi oluyorsun, mide bulantıları artıyor, boşluk hissi kuşatıyor.
Sen güzel bir renksin, kararma, uzaklaş.
Tüm bunlar da insan olmakla ilgilidir. Yine de bir ses durmaksızın yankılanır insanın içinde. “Her şeye rağmen,” der, “her şeye rağmen yürüyeceksin, asla vazgeçmeyeceksin.”