Jale

Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nere varır isem gönlün dolusu Seni nerde koyam bundan içeri Beni sorman bana, bende değilim Suretim boş gezer dondan içeri Tecelliden nasip erdi kimine Kiminin maksudu bundan içeri Kime dokunduysa o dost nazarı Onun şulesi var günden içeri Senin aşkın beni benden almışken Ne şirin dert bu dermandan içeri O bir dilberdir ki yoktur nişanı Nişan olur mu nişandan içeri [ Y. Emre’den ]
Hayatımda nakışları ve cilveleri bulunan esmâ-i İlâhiyeye aynadarlıktır
"Evet, ben kendi hayatıma ve cismime baktıkça, yüzer tarzda mucizâne eserler, nakışlar, san'atlar görmekle beraber, çok şefkatkârâne beslendiğimi müşahede ettiğimden, beni yaratan ve yaşatan Zât, ne kadar fevkalâde sehâvetli, merhametli, san'atkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı -tâbirde hata olmasın- maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim, tesbih ve takdis ve hamd ve şükür ve tekbir ve tâzim ve tevhid ve tehlil gibi fıtrat vazifeleri ve hilkat gayeleri ve hayat neticeleri ne olduğunu bildim. Ve kâinatta en kıymettar mahlûk hayat olduğunun sebebini ve herşey hayata musahhar olmasının sırrını ve hayata karşı herkeste fıtrî bir iştiyak bulunduğunun hikmetini ve hayatın hayatı iman olduğunu ilmel yakîn ile anladım." (Said Nursi, Şualar, Dördüncü Şua, s. 63)
Bürhân aradım aslıma Aslım bana bürhân imiş Sağ u solum gözler idim Dost yüzünü görsem deyû Ben taşrada arar idim Ol cân içinde cân imiş Öyle sanırdım ayrıyam Dost gayrıdır ben gayrıyam Benden görüp işiteni Bildim ki ol cânân imiş Niyazi Mısri
TAHRÎM-8: Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun). Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Allah'a Nasuh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O'nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye kaadirsin.” derler.