En büyük kazıkları dost sandığım kişilerden yemiş, tecrübeli biri olarak artık etrafımda dost bildiklerimi süzgeçten geçirmeye başlayalı hayli uzun bir zaman olmuştu.
Olga... Joachim... Zuhal... Mücahit Abi... Her birini tek tek sarılarak selamladım. Sanki yıllar, sarılmalarla telafi edilebilirmiş gibi... Ve o sarılmalar, yılları küçücük saniyelere sığdırıverdi o akşam.
Gülçin... Benden yaşça büyük olsa da ruhu zamana meydan okuyan gençliğin adeta kendisinden özür dileyerek geçip gittiği bir kadındı. Şıkır şıkır enerjisi içten gelen bir ışık gibi saçılırdı etrafa.