Hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçerken, başarılarımızın peş peşe eklendiği bir slayt gösterisi izleyeceğimizi hiç sanmıyorum. Hayatımızı, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediğimiz idealler peşinde tüketmeyi değil, yaşamayı savunuyorum.
Oysa kendin dahil kimsenin senden ne beklediği değil mühim olan. Bence mühim olan ne kadar hissederek yaşadığın, yeryüzündeki bu sınırlı zamanının ne kadar tadını çıkarabildiğin.
Zamanında, ölen birinin ardından “Uçtu” dediklerine şahit olmuştum. Başka bir yerde de, gidenlerin ardından “Öldü” demek yerine “Yaşadı” dediklerini duymuştum. Olayların etkisi, tamamen bizim onu nasıl tarif ettiğimizle ilgili.
Sonsuz zamanın sınırlı bir kısmında, başka bir boyutta çoktan yaşanmış şeyleri yaşamak için dünyaya gelmişiz. Bir bedenimiz, bir ismimiz var, bize “Bu sensin” denmiş.