Biliyorum artık. Hiçbir zaman inanmamıştı onu kurtarabileceğime, kurtarma isteğimin içtenliğine hatta. Belki de kurtaramamışlığın acısı kadar onun bu inançsızlığıdır beni de durup durup aynı soruya döndüren!
Kurtarabilir miydim onu? Kurtarırım dedim. İlle de kurtaracağım dedim. Bir bahçıvan çocuğunun gerçeğine sığmaması gereken bir düş müydü bu? Hayır. Kurumuş yaprakları elimle ufalayarak arada saklı kalmış tohumları bulacağımı, yeniden toprağa ekebileceğimi sandım; onu koparanı, hırpalayanı, pencere içinde unutanı, hoyratça elleyeni, suyuna zehir salanı ortadan kaldırdıktan sonra.