Merkezi kapitalizm, kendi bolluk efsanelerini yaratacak ve bunlara inanmanın keyfini de çıkaracaktır elbette. Ama efsaneler yiyeceğin yerini tutmuyor. Geniş periferik kapitalizmi oluşturan yoksul ülkeler bu gerçeği çok iyi biliyorlar.
Emperyalist iktidar merkezlerini sulayan yağmur, sistemin geniş kenar mahallelerini baskına uğratmaktadır. Buna paralel ve eşzamanlı olarak da, bizim içeride egemen, ama dışarının egemenliği altındaki sınıflarımızın refahı, yük hayvanları gibi yaşamaya mahkûm halk yığınlarımızın talihsizliğini... talihsizlikten de öte, felaketini oluşturmaktadır.
Ülkelerin üretim tarzları ve sınıfsal yapıları, daima ve her seferinde kapitalizmin evrensel çarklarına zincirlenişleri göz önüne alınarak, dışarıdan belirlenmiştir.
youtu.be/Qew9cYR3t0g?si=...
Latin Amerika ' lı desaparecido kim ?
Valla anlatamam uzun uzun...
Bilen biliyordur zaten, bilmeyen bir cumartesi annesine sorsun öğrensin
bana kaybolan derler.
cunku onlar geldiginde ben coktan gitmisimdir.
hizli gelip, cabucak giderim.
beni avladiklarinda orada degilim.
beni bulduklarinda baska yerdeyim.
arayi kapatiyorlar,
cunku ben gidiyorum.
bana kaybolan derler.
aslinda olmayan hayalet.
bana nankor diyorlar,
ama hic de oyle degil.
yanimda nefes almama izin vermeyen,
bir aci ve yas tasirim.
yanimda hep beni ayrilmaya zorlayan,
bir final cumlesi tasirim.
bana kaybolan derler.
cunku onlar geldiginde ben coktan gitmisimdir.
hizli gelip, cabucak giderim.
onlar sonunda hep kaybolurlar.
vucudumda bir motor tasirim.
hep calisan, hep canli.