Rosa black

Rosa black
@Jokerest
Beyaz olamadım ama karada değilim .... simsiyahım

Rosa black

, bir kitap okudu
Puan vermedi·117 syf.·
2025 2. kitabı
Attila İlhan
8.4/10 · 848 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sultan-ı yegâh şamdanları donanınca eski zaman sevdalarının başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın nemli yumuşaklığı tende denizden gelen âhın gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın yansıyan yaşlı gülüşmelerdir karasevdalı suda bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak su yasak rüzgâr yasak açık kapılar yasak belki bu karanlıkta yasakları yasaklasak başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
mahûr şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız o mahûr beste çalar müjgân’la ben ağlaşırız gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız o mahûr beste çalar müjgân’la ben ağlaşırız bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı gittiler akşam olmadan ortalık karardı o mahûr beste çalar müjgân’la ben ağlaşırız bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara simsiyah bir teselli olur belki kalanlara gün döndü geceler uzar hazırlık sonbahara o mahûr beste çalar müjgân’la ben ağlaşırız
çünkü toprak dinledim demir anladım kömür duydum davullar dağıttı göklere savaşlardan dönmezliğimi çünkü bol kurşun yedim besmele’yle vuruldum bilirse düşman bilir öyle kolay ölmezliğimi bir mehmed kalktımsa ayağa bin mehmed oturdum asya’dan aldım türkü avrupa’ya getirdim yanardağlar kıskanır böyle ateş sönmezliğimi emperyalizme karşı her süngü benim adım mustafa kemal’den bu yana mehmed sıradağlarıyım ne kadar dar olursa olsun bileklerimden çıkmıştır beni bir yerde bana bağlayan kanlı kelepçeler karanlık tarlanın başı dönmüştür fabrika acıkmıştır cezaevi avlularına bakar nedense son pencereler içimde güneşler açsa da dışarısı bütün kıştır fakat kapılar açılmıştır zincirler kırılmıştır kalabalıkları kaldırır en heybetli düşünceler özgür bir sosyalizme doğru her adım benim adım nâzım hikmet’ten bu yana mehmçd sıradağlarıyım
ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yanlzlığa bile rahatça sığarız