Basamaklara oturdum ve bütün ışıklar solarken bahçeyi seyre daldım. Yüreğim öfkesiz bir isyana kapılmıştı. "Beni kucağına alan bu adamın istediği nedir? Babam değil ki. Benim babam öldü. Onu Mangaratiba öldürdü."
"Sen kötü kalplisin, Bebek İsa. Ben senin bu kez Tanrı olarak doğacağını zannederken yapılacak şey mi bu? Neden öbür çocukları sevdiğin gibi beni de sevmiyorsun?
Fakat Gloria içimde gerçekleşen dönüşümden habersizdi. Aldığım kararı bilmiyordu. Film değiştirme vaktim gelmişti. Kovboy Kızıldereli filmleri artık rafa kalkmıştı. Bundan böyle sadece aşk filmleri izleyecektim, büyüklerin verdiği ad buydu. Bir sürü öpüşme ve sarılma içeren, herkesin birbirini sevdiği filmler. Madem dayak yemekten başka bir işe yaramıyordum, en azından filmlerde başkalarının sevgiyle kaynaştığını izleyebilirdim.
"Anneciğim..."
Sesimi iyice alçaltarak belki de hayata yönelik en büyük suçlamamı dile getirdim.
"Anneciğim, keşke hiç doğmasaymışım. Balonum gibi olsaymışım..."