Tamamen bir rastlantı sonucu bu dünyaya göçtün ve sessiz sedasız onu yine terk edeceksin. Korktuğun için bağırıyorsun, müthiş korktuğun için. Bedeninin kuruduğunu ve yavaş yavaş içinin boşaldığını hissediyorsun.
Şu senin vatanseverlere bir bak: Yürümüyorlar; marş marş gidiyorlar. Düşmandan nefret etmiyorlar; her on yılda bir değiştirdikleri can düşmanları var; can düşmanını dost, can dost ve can dostunu tekrar can düşmanı yapıyorlar. Şarkı söylemiyorlar; marş böğürüyorlar.
Sen "dinsel hoşgörü"den yanasın. Hangisi olursa olsun, dinini sevmek için, özgür olmak istiyorsun. İyi hoş. Ama bundan fazlasını da istiyorsun. Yalnızca senin dinine göre tapınılsın istiyorsun. Kendi dinine hoşgörülüsün ama diğer dine değil. Birisi kalkıp, kişisel bir tanrıya değil de doğrudan doğaya tapınacak ya da onu sevecek ya da onu tanımak isteyecek olsa hiddetleniyorsun.