Kadınlara nasıl davranıldığı konusunda bir örnek olarak, yakın geçmişte Rize'de görülen bir cinayet davasından bahsedebiliriz. Davada, annesini öldüren bir adam yargılanıyordu. Cinayeti neden işlediği sorulunca adam, babasının daha genç bir kadınla evlendiğini, annesinin yeni kadının kendisine kötü davrandığından şikayetçi olduğunu ve onu içine düştüğü bu kötü durumdan kurtarması için kendisine yalvardığını anlattı.
"Bunun üzerine ben de acısını dindirmek için vurdum onu." diye açıklamıştı. Babasını vurmak fikri aklının köşesinden bile geçmemişti! Erkek hata yapabilir ama buna saygı duyulur, ne de olsa o bir erkektir.
Aslına bakılırsa kadınların son elli yıl içinde gerçekleşen evrim sürecinde altı ayrı safhadan geçerek özgürlüklerini yavaş yavaş kazandıkları söylenebilir.
Söz konusu evrim ilk olarak yabancı mürebbiyelerin aile ortamına kabul edilmesiyle başladı.
İkinci olarak, kız çocukları Konstantinopol'deki yabancı okullara gönderilmeye başlandı.
Üçüncü adım, erkek arkabaların yani amca, kuzen ve eniştelerin ailedeki kadınlarla tanışmasına izin verilmesi oldu. O döneme kadar kadınların hayatları boyunca babaları, erkek kardeşleri ve kocalarından başka hiçbir erkeği tanımalarına izin verilmezdi.
Dördüncü safhada, 1908 senesinde gerçekleştirilen bir devrimle, anayasa Sultan'a kabul ettirildi.
Beşinci olarak, dünya savaşı nedeniyle kadınlara cepheye giden erkeklerden boşalan işlere girmek veya hemşire olmak gibi bazı fırsatlar doğdu.
Altıncı olarak da Ankara Hükümetinin gerçekleştirildiği devrimle, kadınlar alelacele dünyadaki eşitlik bataklığının üzerine fırlatılıverdi.
Daha önce Konstantinopol'de, köpekler toplanıp bir adaya götürülerek açlıktan ölüme terk edildiği için insanların öfke ve üzüntü duyduklarını hatırlıyordum.
Türkler acı çeken insan görmeye alışkındır. Ayrıca, şimdilerde kendileri de o kadar fakir ve bir araya gelip organize olmaktan uzaklar ki değil içlerindeki bir yabancıya, kendi öz insanına yönelik doğru düzgün bir yardım sistemi kuramamışlar. Öte yandan, insan birkaç kişinin çözmeye çalıştığı bu sorunlarla ilgilenmeyip işleri daha da içinden çıkılmaz bir hâle getirmediği için devlet yetkililerine teşekkür etmeli.
Sandalye, masa ve elbise dolapları birer medeniyet göstergesi haline geldikleri halde neden bütün üretilen mobilyalarda geleneksel olmayan bir Alman tarzı hakim? Güzel bir mazinin izleri ve bugün yaratılan ucuz etkilerin varlığı, bana ıstırap veriyor. Eğer dünya hızla proletarya devrimine doğru sürükleniyorsa, bu devrimin beraberinde, var olan içi geçmiş ihtişama ve insana işkence eden bu gösteriş merakına bir tepki olarak sadeliğe bir yönelişi de getirmesi için dua ediyorum.