Öyle bir kitap ki; akış olarak ilk sayfaları çok hızlı (2x gibi) düşünülebilir. Sonra ortalara doğru yavaşlıyor ve detaylı betimlemelerle başbaşa kalıyorsunuz. Bazı yerlerde o kadar ayrıntıyla birlikte sonraki sayfaları tahmin etmeye çalışıyorsunuz ve sürekli sonraki ikili diyaloğu kurguluyorsunuz. Her ne kadar kitabın sonu bir tık Eski Holywood - Yeşilçam filmlerini anımsatsa da yazar tahminlerin sonucunu son birkaç sayfaya gizlemeyi iyi başarmış; öyle ki son bölümleri okurken 4x hızında bir video izliyormuş gibi hissediyorsunuz… Kitabı bitirince de “zamanlama çok manidar” cümlesi belirecektir kafanızda.. Akış dışında içerik olarak gayet doyurucu toplum, iş, insan ilişkileri, hırs, stres gibi konuları ele almış ve altını çizebileceğiniz bir sürü çıkarımlar mevcut.. Konusu çok geniş olmasa da tek solukta okunacak kitaplar arasında olmadığını düşünüyorum. Kitabı bitirdiğinizde sanki 7 gün süren bir sinemadan çıkmışsınız da merdivenlerden inip caddeye karışırken gün ışığı eşliğinde birkaç dakikalık hayatın reel akışına uyarlamak için benzer sahneler arıyormuş gibi hissedeceksiniz.. Ek olarak; beni Rahmaninov klasikleriyle tanıştırdığı için oldukça mutluluk duydum ki okuma sırasında ve bu incelemeyi yaparken dahi kulaklığımda bu müthiş notalar hiç eksik olmadı.