Ellienin annesi her zaman mayıs ayının, yazın cuma gecesi gibi olduğunu söylerdi:
Tüm güzel zamanlar capcanlı ve ışıl ışıl önünüzde uzanır, ya şanmayı beklerdi.
Oğlunu en net duyduğu zamanlar bunlar: Perdenin öbür yanından, başka bir dünyadan. Bear’ın yaşadığı dünyadan. Alice bir keresinde Sözlük diye bir oyun oynarken uhrevi kelimesiyle karşılaşmıştı ve şimdi yaşamla ölüm arasındaki o eşiğe — oğluyla karşılaştığı o aralığa — dair düşündüğü tek kelime de buydu. Yaptığı şeyi kendine itiraf edebildiği o alan uhrevi. Zaman zaman, beklenmedik anlarda, ışık ve anı kırıntılarının bıçak gibi saplandığı o anlarda, onları bastırmak için uğraşmayı bıraktı: Uhrevi. Bu dünyada, o anılar geldiğinde hepsini içeri alıyor; tarafsızca inceliyor, uzaklaştırmaya çalışmak yerine onlara yer açıyor.