İncelemeye başlamadan önce söyleyeyim: Bazı kısımlar spoiler içerir, o kısma gelince zaten uyarı yapacağım.
İlk önce konusundan bahsedeyim: Kitap Ellie Mack adında bir kızın ortadan kaybolmasıyla başlıyor. İlk 30 sayfa boyunca bu süreci okuyoruz; kız bir türlü bulunamıyor. İkinci kısımda ise 10 yıl sonrasına gidiyoruz ve annesi Laurel’ın hayatını izliyoruz. Laurel bir gün bir kafede çok hoş bir adamla tanışıyor, ilişkileri ilerliyor ve adamın küçük kızı Poppy ile tanışıyor. Ama o da ne; Poppy, Ellie’ye tıpatıp benziyor! Haliyle Laurel yine kızı hakkında düşünmeye başlıyor: Acaba başına bir şey mi geldi yoksa evden mi kaçtı?
Gelelim beni rahatsız eden birinci konuya: Kitabın türü korku, gerilim ve polisiye olarak geçiyor ama bu türlere uygun hiçbir unsur yok. Cidden kitabın 100-150. sayfaları arasında hiçbir şey olmuyor. Sadece Laurel’ın normal hayatını izliyoruz; Floyd’un evinde kalıyor, kızı Hanna’nın evini temizlemeye gidiyor, arada işe gidiyor... Bu kadar. Hiçbir aksiyon yok. Bu arada kitap "ters köşeli" olduğunu iddia ediyor ama daha ilk 50 sayfadan kıza ne olduğu çok açık.
Buradan sonrası spoiler!
Başta konusunu anlatırken bahsetmedim ama Ellie kaçırılmadan önce sınavları için Noelle adında bir matematik hocasından ders alıyor. Noelle iyi bir hoca ama Ellie kadından rahatsız oluyor. Kendini yeterli hissettiğinde ise annesine artık özel derse ihtiyacı olmadığını söylüyor ve dersler bitiyor.
Peki bu Noelle kim çıkıyor dersiniz? Laurel’ın erkek arkadaşı Floyd’un eski sevgilisi ve meşhur Poppy’nin annesi! Adam sırf "nazik" olduğu için bu takıntılı manyaktan bir türlü kurtulamıyormuş, okurken delirdim.
Peki Poppy neden Ellie’ye bu kadar benziyor? Şöyle anlatayım: Bu kadın iki kere hamile kalmış ve ikisinde de bebeğini kaybetmiş. Adamla beraber kalabilmek için de