Herkese selam. Ay ne okuduk biz öyle ya. Ben yine ters köşe oldum dostlar. Bu kadının kitaplarını okumaya başlarken hep 8 ile başlıyorum ama sonra o puan illa ya 9 ya 10'a çıkıyor. Çok beğendim, konu itibariyle her ne kadar D Koğuşu'na bir göz kırpsa da çok da alakası olduğunu düşünmüyorum zira burada D Koğuşu'ndaki gibi hapishaneye odaklanmıyoruz, yani kitap tek mekan kitabı değil. O yüzden aynı şeyi okuyacağını düşünen var ve almamışsa almasını tavsiye ederim. Ancak şunu da belirteyim ben Feride ablamı severim, ne yazsa okurum diyebileceğim bir yazar statüsündedir kendisi. Beni pişman etmedi. Kitaba başlarken her şey belli ya kim katil kim masum diye düşünürken ne olduğumu şaşırdım açıkçası djdjdj. Beklemiyordum özellikle yazarın kitaptaki son cümlesi kitabı o kadar güzel bağlamış ki. Sanki bir daire çizmişiz gibi hissettirdi bana. Seviyorum böyle bağlamaları. Bağlama dediğimden kastım da ailedeki bireylerin kadersel olarak aynı sona bağlanmalarından bahsediyorum. Off neyse benim için zor bir inceleme olacak spoiler vermemek adına o kadar havada yazacağım ki ne anlatıyorsun ablam diyeceksinizdir muhtemelen fhdfsdkj. Ama yine de anlatacağım. Haydi konusuna geçelim; Brooke, geçmiş ve şimdiki zaman arasında sıkışmışlık yaşayan ve geçmişi pek de ardında bırakamamış pratisyen bir hemşiredir. Çok katı mizaçlı ebeveynlerle büyümüş bir genç kız olarak içindeki isyan etme arzusunu, ebeveynlerinin asla onaylamayacağı bir çocukla çıkarak gideriyordur; Shane Nelson. Ekonomik ve kültürel farklılıklarına rağmen Brooke, Shane'i gerçekten çok seviyordu. Lise dönemlerinde yaşadıkları elim olayda ölümden dönen Brooke, sevgilisi Shane'in aleyhinde karar vererek 11 yıl sürecek hapishane kapılarının Shane'in suratına kapanmasına sebep olacaktır. Yıllar sonra Brooke, anne ve babasının