Korkaklık Ecel Getirir
Stefan Zweıg'in Yakıcı Sır adlı eserinde 'Bir Yüreğin Ölümü' ve 'Ay Işığı Sokağı' adlı iki hikayeye yer verilmekte. İki hikayede de olaylar o kadar canlı ki bizzat oradaki duyguları yaşamış hissi yaşıyorsun.
Zaten Stefan Zweıg okuyan herkes yazarın eserlerinin harikulade değer taşıdığını bilir.
Bir ömrü fedakarlıklar içerisinde tüketirken kendini unuttuğunun farkına varan yalnız ama yapayalnız kalan bir yüreğin, içini yakan sır orada saklandığı sürece, kendisini suçlayan ve gitgide hissizleşen bir adamın öyküsü.
'Ay Işığı Sokağı' ilişkileri kavuran cimriliğin perdelerini arayan pişmanlıkla dolu bir yaşam öyküsü.
Kafka'nın eserlerinin ağır olduğunun izlenimi esasen yazarın kendisinin çözülmez bir his uyandırdığını dış dünyaya kendi penceresinden baktığını nasıl ki Tolstoy'un Bisikleti kavramı var Kafka'nın Penceresi diye bir kavramdan da söz edebilirdik. Kafka gerek Dönüşüm de gerek Dava adlı eserinde olayları bir pencereden anlatır. Kitap okuyorsam pencere kenarında okurum aksi taktirde okumam diyen Kafka için Kafka'nın penceresi tabirini kullanmasaydık olmazdı. Hayatı pencereden izleyip sadece seyirci olmak değişim ve dönüşüme ayak uyduramamak bir evin içerisinde bir böceğe dönüşüp hayatı yaşayanları pencereden seyretmek gibiydi. Ölüm gelene dek.
Kafka'nın günlüğünde mütemadiyyen ölüm ve pencereden atlama tasavvurları söz edilmesi
kendisiyle mektuplaştığı Felice'ye veda mektubunu vermeye gittiğinde de intihar edeceğinden söz etmesi.
İşin özü Kafka'nın karmakarışık dünyasına hoş geldiniz..