Elâ

Elâ
@KFCEATBOX
˙ǝq oʇ ʇuɐǝɯ ɹǝʌǝu sɐʍ ʇɐɥʇ ʎʇı̣ןı̣qı̣ssod ɐ ƃuı̣ʌǝı̣ɹꓨ
Öğrenci
YL: Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Dinler Tarihi Anabilim Dalı
62 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Genel Bakış.
8/10
·319 syf.··
2023 55. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2023 18:34
*Spoiler içerir.* Sanırım Stefan Zweig'in beni en hayal kırıklığına uğratan eseriydi diyebilirim. Bunun birçok nedeni var. Örneğin Stefan Zweig bir tarihçi olmadığı için anlattığı 14 tarihsel minyatürü asla objektif şekilde ele almamış. Hep bir taraf tutmuş ve o tarafı sonuna kadar savunmuş. Karşı tarafı da sürekli aşağılar nitelikte paragraflar dayamış biz okuyuculara. Sanki olayların bizzat içindeymiş ve sanki oradaki kişilerin duygularını, düşüncelerini bizzat biliyormuşçasına bize aktarması yine ne kadar subjektif bakış açısına sahip olduğunu gösterdi bize. Özellikle ele almam gereken bir konu olduğunu düşünüyorum: İstanbul'un fethi konusu. Fetih konusunu ele alırken Bizans taraftarı olduğunu belli etmiş. En başta Fatih Sultan Mehmet'e ikiyüzlü, (Bknz. sayfa: 45) hülya adamı (Bknz. sayfa: 55) demiş. Yine Türk ordusu saldırdığı zaman yabanıl kurtlar (Bknz. sayfa: 53) gibi bir tabir kullanmış, Bizans'ın gösterdiği en ufak bir hareketi de cesur kahramanlar olarak nitelendirmiş. Bizanslıları yine çok çaresiz insanlar, zavallılar şeklinde nitelendirmiş. Yine fetih sırasında Bizanslılar'ın unutkanlığına gelmiş bir kapının açık kalması yüzünden fetih gerçekleşmiş şeklinde anlatmış. (Bknz. sayfa: 67) Yazar hem Fatih'in çok zeki olduğunu, en ufak ayrıntıyı düşündüğünü, gemileri karadan yürütmesindeki harikalığı vurgulamış hem de kuşatmanın bir kapının Bizans askerlerinin dikkatsizliği yüzünden açık bırakıldığı için gerçekleşebildiğini savunup durmuş. Bu hâlde kendiyle çeliştiğini ve yine taraf tuttuğu için bunu belli ettiğini düşünüyorum. Sanki o kapı açık kalmasaydı fetih gerçekleşmeyecekti gibi konuşmasını da şahsen absürt buluyorum. Savaş ganimetleri konusunda da Türkler'in insanları mal gibi kullanacağından, işe yaramayanları öldüreceğinden söz etmiş. Hâlbuki bu olay
1K
İnsanlığın Yıldızının Parladığı AnlarStefan Zweig · Can Yayınları · 20186,8bin okunma
Reklam
Genel Bakış.
6/10
·212 syf.··
2023 40. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2023 20:41
Kitabın Fahim Bey'in bir arkadaşının oğlu tarafından anlatılması ilgimi çekse de kitabın çoğunda Fahim Bey'in hayatı yerine betimlemeler yapmasıyla bence bizi birazcık boğmuş Abdülhak Şinasi Hisar. Sadece betimlemelerle de kalınmamış; Türkçe yerine Arapça, Farsça, ara ara da Fransızca kelimeler ve tamlamalarda boğulmuş birçok paragraf karşılıyor bizi. Fransızca tamlamalar kullanılmasının özel nedeninin Fahim Bey karakterinin batıya olan hayranlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Özellikle kitabın son birkaç bölümünde yapmış olduğu betimlemeler beni çok etkiledi. Ölüm konusuna vurgu yapması açısından hayatımı sorgulamama sebebiyet verdi ve her şeyin aslında ne kadar boş olduğunu düşünmemi sağladı. Ölüm bu kadar yakınken ondan çok uzakta yaşıyor gibi davranmamızı kınar bir şekilde betimlemesi hoşuma gitti yine de. Her bölümün bir ismi olması bölümü az çok tahmin etmemize vesile olsa da bölümlerin hepsi birbirinin devamı niteliğinde değildi. Anlatıcı bizi bazen geriye götürüp bir sonraki bölüm kaldığı yerden devam edebiliyordu. Fahim Bey hakkında şöyle böyle görüşler elde etsem de bana Fahim Bey karakteri sorulsa kesin köşeli yanıtlar vermekten kaçınırım açıkçası. Abdülhak Şinasi Hisar çok açık uçlu bırakmış Fahim Bey karakterini. Yine de bende bir tesir bıraktı mı? Elbette. Karakterde kendimden bir şeyler, özellikle yaşlanmak korkusu konusunda, görmek ilerideki olup olmayacağı belli olmayan yaşamım için bir önizleme niteliğindeydi.
1K
Fahim Bey ve BizAbdülhak Şinasi Hisar · Everest Yayınları · 20222,430 okunma
Genel Bakış.
8/10
·200 syf.··
2023 39. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2023 21:11
Öncelikle beğenerek okuduğum bir kitaptı. Teknik bakımdan hatalar yok değildi fakat ilk dönem romanlarımızdan olduğu için bu teknik hataların olması oldukça doğal. Mesela konudan konuya geçiş yapılırken bir anda neyden bahsettiğini anlamakta zorluk çektiğim anlar oldu. Ya da kitap içerisindeki bazı karakterlerin konuşmalarını anlamada da bir iki yerde zorlandığım oldu. Aynı zamanda betimlemelerle de sıklıkla karşılaştım. Bazen bir iki sayfa bile sürdü bu betimlemeler. Yazarın kendi konuşmasını ara sıra ortaya atarak bize bilgi vermesi de gözümden kaçmadı. İç konuşma tekniği sıklıkla kullanılmıştı; bu sayede karakterlerin ne düşündüklerini, neler yapabileceklerini biraz da olsa anlamış bulunduk. Kitabı okurken daha çok Zehra karakterine ağırlık verileceğini düşünmüştüm fakat diğer karakterler de oldukça ön plandaydı. Bu sayede karşı taraf ne yapıyor diye düşünmeden onların da neler yaptığını biliyorduk. Ek olarak, Suphi karakterine her bir sayfada sinir olmaktan alıkoyamadım kendimi. Bir de sadece Zehra'nın psikolojik olarak neler yaşadığını hissetmedik, kitapta kullanılan teknik olsun diğer karakterlere verilen roller olsun bunun sayesinde diğer karakterlerin de psikolojik olarak çöküşlerini bir bir ortaya koymuş Nabizade Nazım. O zaman da olan olayların günümüzde de devam ettiğini bilmek kitabı okurken beni hüzünlendirse de sonunda bu sorunların nelere yol açıp, insanları ne hale düşürdüğünü görmek bize bu davranışlardan kaçınmamız gerektiğine dair iyi bir ders verdi bence. 3. kez elime alıp ancak bitirebildiğim bu roman okurken genel anlamda sinirlenmeme vesile olsa da bana aşkın aslında olmadığını tekrar hatırlattı. Sanırım söyleyeceklerim bu kadar.
1K
ZehraNabizade Nazım · Mutena Yayınları · 201515,3bin okunma