Biz gençler ağaçların kesimine karşıydık tamam da, burnu sürekli özel hayatımızın içinde, kaç çocuk yapacağımızdan etek boyumuza kadar her konuda şahsi görüşlerini dayatan ve her fırsatta bize fırça atan başbakana da bir başkaldırıydı bu!
Kendine fena halde kızıyordu. İyi niyeti bazı şeyleri görmesine mani olmuştu, tamam da, siyasi tutuklular için Dachau Kampı hazırlanırken de mi fark etmemişti olacakları? Bu kampa ilk misafir, yani ilk mahkum, bir gün önce yerleştirilmişti. Kasabanın hemen yakınındaki mühimmat fabrikasının koca arazisine kurulan kampın tek konuğu, herhalde bir kişi olmayacaktı. Öncelikle komünistler, sonra artık iyice belli olduğu gibi Yahudiler, belki ilerde Hitler'e sempati beslemeyen, oy vermeyen her bir kişi hatta!
Ne tuhaf, bela gelip de kapısını çalana kadar kendine bulaşmaz sanıyordu insan. Bu da bir insanlık zaafıydı kuşkusuz!