Günümüzde din ve bilim, kendi alanlarına saygı gösterme yönünde ilerlemektedirler. Bilim evrenin nasıl yaratıldığıyla ilgilenirken, din evrenin neden yaratıldığıyla alâkadardır. Dünyanın ve insanlığın daha yaşanabilir olması için ikisinin beraberliğine ve birbirini tamamlamasına şiddetle ihtiyaç vardır. Ayrıca bilimin elde ettiği gücün doğru
kullanımı için, doğru insanlara yönelmek şartı doğmuştur.
Anne ve babamızın değerini bilerek, fakat onların bildiklerine bir şeyler ilave edip yanlışlarını düzelterek, kendimiz olmaya çalışmalıyız. İnsanın önemli özelliklerinden biri de kendini geliştirebilmesidir.
Sevgi, olgunlaştırılması gereken ham duygulardan birisidir ve değişkendir. Sevgide eli açık davranmak ve bunu sevdiğine cömertçe dağıtmak, nitelikli bir ilişkiyle mümkündür. Ciğerlerini geliştiren bir yüzücünün iyi yüzmesi ya da kaslarını çalıştıran bir sporcunun hızlı koşması gibi, aşık da sevgisini renklendirip yenildiğinde sevdiği kimseyle kalitesi ispatlanmış bir münasebet kurar. Sevginin devamı için yapılacak uzun soluklu bir yatırım, ilişkinin ileride karşılaşacağı badireleri kolaylıkla anlatmasına yardımcı olur.
Kişi sevdiğinin yanında olduğu zaman kendini güvende hisseder. Ondan aldığı destekle zorluklara dayanma gücü artar. İki gözle bakan kişi, bir anda dört gözle bakmaya başlar. Birinin göremediğini öbürü görür. Sevenler birbirleri adına düşünür ve kaygılanırlar. Bu tarzda yaşanan sevgi bolluğunun hiçbir sakıncası olmaz, çünkü iki taraf da sevgiyi kullanmayı biliyordur. Böyle bir evlilik, iki kişinin beraber yaşaması değil, birbirlerini tamamlaması demektir.