İnsan aklı vahiyle bildirilmiş bilgiyi idrak edecek bir güçte, yetenekte ve niteliktedir. Ne var ki, bilginin kaynağı insan aklı değildir, yani bilgi insan aklının bir icadı veya keşfi olmadığı gibi, onda doğuştan var olan bir şeyde değildir. Akıl, vahiyle bildirilenleri kabul ve idrak eder; fakat kabul ve idrak ettiği şeyler kendisi tarafından yaratılmamış tır.
" Ben insana Racine'i ya da Theokritus'u bilince kültürlü olur demiyorum. Bence kültürlü insan dünyadaki durumunu anlamasına yarayan bilgiyi ve yolları edinmiş olan insandır" diyor Sartre.
Din kelimesi daha değişik sıfatlar alarak da kullanılmaktadır. "Din adamı" gibi, mesela "dini ibadetlerimiz" veya "dini günler" vs. ifadelere de rastlanmaktadır. İlk bakışta yanlışlığı hissedilemeyecek kadar örtülü olan bu ifadelerin altında da, dini, dünya işlerinden veya dünyadan ayrı gören bir telakkinin varlığı kabul edilmelidir. Bütün bu çeşit ifadeler, terkipler, tamlamalar, bize Hıristiyan Batı kültüründen geçme terimlerdir.
İslam-dışı mantığın İslam'a ait hükümlerde akıl erdiremediği hususların bulunmasını tabii karşılamak lazım. Onlar hem Öklit'in teoremini kabul ediyorlar, hem de paralel doğrular illa da kesişsin istiyorlar...
... Kapitalist yahut sosyalist mantıkla hareket ederek İslam'ın hükümlerini kavramaya çalışmak da o derece muhaldir.