"Ne kadar riyakâr olmuş; Yarabbim! Ne kadar riyakâr olmuş!"diyordu. "Her gün ve herkes önünde taşımak lüzumunu hissettiği bu maskenin arkasındaki yüz, kim bilir ne iğrenç bir şeydir!" Ve genç adamın saf, taze kalbinde ilk defa olarak muhabbetin balına nefretin zehri karışıyordu.
Onun için zaman, bütün müesses şeyleri temellerinden sarsan inkılap rüzgârıydı; onun için zaman kalplerdeki ihtilaç (çarpıntı) ve yüzlerdeki endişeydi; herkes arkasından mütemadiyen itildiğini hissediyor.Fakat ne iteni ne de gittiği yeri biliyordu.Onun için zaman, mazinin bereketini, azametini,ismet ve nezahetini (namus ve temizliğini) yapmış bütün unsurları birer birer çiğneyen gizli ve obur canavardı.
Zamanında pek o kadar kabahati yok, hiç şüphesiz kabahat bizde, dedi. Başımız sıkıya geldikçe zaman zaman diyoruz.Fakat o zamane evlatlarına birer meram anlatmak kabilken.