Ta ilk gençliğinden beri, ilk hararet ve galeyanla bütün kadınları kendine yeterli bulmayan, hepsine birden sahip olmadan öleceği için yanan Necip, kadın namına ne kadar yüksekten uçan istekler, aşka ait ne kadar olağanüstü saadetler düşlemişse Suat onu bu kadarcıkla hepsinin üstünde mesut ediyordu.
"Ve gözlerin, dudakların söylemekten, anlatmaktan o kadar titredikleri kalpten taşıp gelen şeyleri dillendirmek için müzik kendilerine yardım ediyor, sanki ruhları için bir kavuşma vesilesi oluyordu."
"Nasıl, bu mümkün olur mu acaba? Onun gibi biri, kendi şüphelerini, hâlâ tedavi edilemeyen bütün yaralarını ipek elleriyle saracak, onları iyi edecek masum ve sakin bir hayat içinde güzel kokular yayacak bir kadın?"
"Herkes gibi o da hayatı sade, ilk renkli masum gözlerle görseydi. Hayat onu kollarının arasına alıp tırnakları, dişleriyle parçalayarak bu hale getirmemiş olsaydı.."