Kader Işıkoğlu

Kader Işıkoğlu
@Kaderiskoglu
Mesajlara bakmıyorum!!!
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:07
Yeliz, çok küçük yaşlardan ailesini kaybetmiş, şu anda sınava hazırlanan genç bir kızdır. Ailesinin ona bırakmış olduğu fabrikanın başına hakkıyla geçebilmek için başını derslerden asla kaldırmamaktadır. Bir gün, dershaneden evine döndüğü bir gecede sıra dışı bir olay yaşar ve bu onu çok korkutur. Aynı evde birlikte yaşadıkları halası ve eniştesinin ona kötü bir şaka yaptığını düşünsede, gerçek sandığından çok daha başkadır. Spoisiz bu kadar anlatılabiliyor sanırım :D Bu kitaba başlamak beni fazlasıyla geriyordu. Bu tür şeyler okumak ya da izlemek beni hemen etkiliyor. Lakin okumaya başladığım anda kitabın aslında beklediğim kadar korkutucu olmadığını anladım. Yazarın basit yazımı benim gerginliğimi fazlaca almış olsa da gece vakti okuyabileceğim bir kitap kesinlike değildi. Aslında bu kitabın gece okunması daha mantıklı geliyor bana çünkü korku adında yapılan her şey bu zamanlarda daha çok anlaşılır oluyor. Ayrıca kitabın keyfi böyle çıkarılmalı. Ama bu tabii ki cesaret edebileceğim bir konu değil maalesef :D Evet, herkesin de söylediği gibi, olaylar birbirlerini fazlaca tekrarlıyordu ama bu beni rahatsız etmedi. Rahatsız olduğum tek konu her bölümde o korkunç şeyleri yaşamaktı. Bir bölümde de sakin bir gün okumayı isterdim açıkcası. Ama sondaki amaca bakıldığında da her gün, her an bir şeyler yaşamamız da normal geliyor bana çünkü aceleci bir taraf var :) Keyifle okudum diyebilirim. Sonu aceleye gelinmiş gibi yazılmış bir havası vardı. Doğruyu söylemek gerekirse ben o cin çıkartma olaylarını okumayı falan beklemiştim ve istemiştim. O cin çıkartma anını okumak bana daha çok keyif verebilirdi ama bu konuda da yazardan ümitli olduğumu söyleyemeyeceğim. Bence öyle bir şey yazsaydı bile o an bize geçmez, çok çok basit kalırdı. Yazarın ilk
1000Kitap
Senin YüzündenR. İdeli · Artemis Yayınları · 2025481 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:51
Öbür Dünya ile Dünya arasındaki duvarlar yıkıldığında insanlar ile feyler aynı dünyada yaşamak zorunda kalırlar. Feyler insanlardan üstün olduklarını iddia ederek insanları köleleştirmek ister ve insanlar kendilerini koruma altına almak için feyler ile aralarına bir duvar örer. Fakat feylerin özgürlükleri insanlar tarafından kısıtlanmak istenmesiyle onlara bir savaş açarlar ve o duvar 20 yıl önce yıkılır. (Bir yirmi yıl vakası daha :D) 20 yıldır Doğu Avrupa’da, seçkin feyler ve insanlar egemenlikleri için savaşmaktadırlar. Kızımız Brexley, küçük yaşlarda ailesini kaybetmesiyle ülkesinin baş generali, aynı zamanda babasının yakın arkadaşıydı galiba?, tarafından sahiplenip büyütülmüş bir kızdır. Çoğu kızın aksine şanslı ve ayrıcalıklıdır. Askeri eğitim alan genç kızımız bunun yanı sırasında da hırsızlıklık yapmaktadır. (Askeri eğitimin hiçbir faydası olammış demekki, ki öyle de zaten) Ve kitabımız da böyle başlıyor aslında. Brexley, birlikte büyüdüğü ve ona sırılsıklam aşık olduğu, aynı zamanda generalin oğlu olan Caden ile Seyehat halindeki trene hırsızlık operasyonu gerçekleştiriyorlar. Caden de generalin oğlu ya, yakalanma riskine ve ününe leke gelmesi riskinden dolayı bu duruma çok karşı ama Brexley’e “KARŞI KOYAMIYOR” işte. O da çılgın ama o geleceğin varisi. Böyle şeyler yapmaması lazım aslında ama bunu yaptıkça da anca kendi olabiliyormuş. Kızımız öyle anlatıyor. Ya bu kız kendi dünyasında çok yaşıyor da neyse. Oğlan da salak yemin ederim. Kız öpüşmek mi hırsızlık mı diyor adam hırsızlık diyor. Sen nasıl libidosu düşük bir erkek oluyorsun, Brex’i sen de bu kadar çok istiyorken. Çıldırmalık yemin ederim. Bi de diyor ki bak bak, ‘sono korşo koyomoyom’ BOK! ÖPÜŞELİM DEDİĞİNDE NiYE KARŞI KOYDUN E MAL!!! Yani o kısım bana hiç geçmedi. Saçmalıktan başka
1000Kitap
Yabani TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 2024160 okunma
8/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:10
Luzia, gerçeklerin perdesi aralanıp bütün gerçekleri tek tek hatırladığında bir seçim yapmak zorundadır. Ya bütün bu olan herşeyi affedecek ta da tek tek hepsinden intikamını alacaktı. Yüzyıllardır düşmanını öldürebileceği bir hançeri, vampirlerin düzenlediği bir müzayedeye Sidra ile katılan Luzia, vampirler ile insanların arasındaki çatışmada büyük rol oynamaktadır. Hatıraların üzerine yalanlar bindiğinde Luzia kendini vampir karşıtı bir grubun içinde bulur. Gerçeğin asıl perdesi yüzüne çok sert bir şekilde çarptığında yüzyıllardır devam eden savaşı durdurmak için sevdiği adamı karşısına almak zorunda kalır. Bundan aylar öncesinde ilk kitabı okuyup evrenden ve yazılan hikayeden nefret etmiştim ve ikinci kitabı okumamama kararı almıştım. Daha sonrasında hikayeyi sevenler anlamayıp onlara kızmış ve onlardan nefret etmiştim. Açıkcası NG çok sevdiğim bir yazar ve bu çalışması gerçekten beni hayal kırıklığına uğratmıştı BAŞTA! Sonra içimde biriken meraka yenik düşüp ilk fırsatta serinin ikinci kitabını aldım ve son bölümleri okuduğumda, neden bu kitabın bu kadar çok sevildiğini anlamış oldum. NG yine yapacağını yapıp ters köşeleriyle beni kendine aşık etmeyi bir kez daha başarmıştı. Son bölümlerde aldığım hazzı ilk kitapta alamadığım için bu kadar çok sinirlenmiş olmalıydım çünkü ilk kitap beklentimin çok altındaydı. Yazarın diğer eserlerine nazaran bu eser bana çok basit gelmişti. Bu kitaptan bütün hazzımı almış bir şekilde bir sonraki kitabı sabırsızlıkla beklemekteyim. SPOİ OLABİLİR!!! Açıkcası Sidra beni şaşırttı. Lux ve Lu gibi ben de ona inanmış ve güvenmiştim. Ondan böyle bir şey beklemiyordum demek istemiyorum çünkü vampir sonuçta arkadaşlar. Yazar bunu defalarca kez belirmişti vampirler çok kolay yalan söyler diye. Ama biz üç salak (Lu,Lux and
1000Kitap
Canavarlar da HüzünlüdürN. G. Kabal · Dex Yayınları · 2025400 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:44
YA BAYILDIM, BAYILDIM!!! KONUSU; Kızımız Jivana, evsiz kaldığı gün son parasını konsere, arkadaşlarıyla birlikte harcar. Tam konserin o en zevkli anındayken sahnenin arkasında bayılan birini görür ve olaylar burdan başlar. Sahnenin arkadında gördüğü adam bir Tanrıdır ve o Tarıyı yalnızca Jivana görebilmektedir. O anda Jivana’nın üçüncü gözü açıldığında asıl dünya ile karşılaşır ve bu durumdan korkar ve koşarak konser alanından uzaklaşır. Uzaklaşırken iblisler peşindedir ve o iblisler Jivana’yı yakalayıp gerçek anlamda onu ortadan ikiye ayırırlar. Ölmek istemeyen genç kızımız, sahnede gördüğü kırmızı gözlü Tanrıyla anlaşma yapar ve onun hayatını kurtarmasını ister. Tabii ki hiçbir iyilik karşılıksız yapılmaz kuralıyla yapılan bu anlaşmada insan vücuduna sıkışmış Tanrı’nın hayatta kalıp güç toplaya bilmesi için bir insana ihtiyacı vardır ve anlaşmanın şartları Jivana’nın yakışıklı Tanrımız Rast ile birlikte aynı evde kalıp onu beslemesidir. Hayatta kalmak için başka şanşı olmayan Jivana, Tanrı’nın bu şartını kabul eder. Bu anlaşmaJivana’ya güzel bir hayat sunsa da sonrasında yapılan hatalar, onu hayal kırıklığına uğratıp gerçeğin asıl yüzünü öğrenmesini sağlar. Çünkü bazen bir Tanrı’ya aşık olmaktansa, bir iblise aşık olmak daha iyidir. YORUMUM Kitabın ilk arka kapağını okuyup, son parasını konsere harcayan kızı gördüğümde, ilk başta önyargı ile yaklaşmıştım. Ya son paran idareli kullan git karnını doyur mal mısın falan. Ama hikayeyi okumaya başladığımız zaman birden kendimi Jivana’yı haklı bulurken buldum. O deli dolu aptal bir kızdı. Geçmiş yaşamında çok ağır şeyler yaşamıştı ve evsiz ve parasız kalması, geçmişi yanında çıtır çerez kalmıştı. Rast karakterini başta çok çok sevsemde onun tam anlamıyla manipülatif bir erkek olduğunu düşünüyorum.
1000Kitap
Tutkunun TanrısıIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025226 okunma
2/10
·272 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 01:18
Daha önceden yarım bıraktığım ama 3 gün önce elime tekrar aldığım kitabı bugün bitirmiş bulunmaktayım. Klasik bir yaz aşkı romanıydı ve beni pek sarmadı açıkcası. Yazarın dilini de çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Karakterlerin yaşamış olduğu duygular bana geçmedi ve bu kitap beni çok cringe hissettirdi. İlk başta kitabı yarım bırakmamın sebepleri buydu. Fakat daha sonradında durduk yere kitap aklıma gelmeye başladı. Bayağı bir uzun süredir kafamın içinde dolaşıp arada kendini hatırlatmaya başladı ve ben de kitabı başka bir kitabı okurken elime aldım ve iki kitabı birlikte okumaya başladım. Bu arada iki kitabı birden okuma deneyimini ilk defa denedim ve sanırım biraz hoşuma gitti. Olaylar sandığım kadar karışmadı ama sık yapacağım bir şey değil maalesef. Sıklaşırsa kafa karışıklığı olur diye düşünüyorum. Kaldığım yerden okumaya devam ettim. Baştan başlamak istemedim çünkü olayları hatırlıyordum zaten, aklımdan çıkmamıştı. Bu sefer okuduğumda yazarın dilin akıcı ama nasıl desem, ya eksikleri çok fazlaydı bence. Sinir olduğum çok yer oldu. Sırf ayrılık olsun diye saçma salak bahaneyle ayrılık yazılmıştı ve kız karakter çok bencildi. Aşırı aşırı bencildi ve onun bu bencilliği beni rahatsız etti, Allah Jacop kardeşimize sabır versin. Yanarım yanarım bu hikayede erkek karaktere yanarım yani. Ki ben erkek olsam böyle bencil bir kızı hayatımda istemezdim. Erkek bile olsam beni anlayabilecek bir kızla birlikte olmak isterdim. Kısacası sevmedim. Yaz aşkı romanları bana göre değil. Bu kadar.
1000Kitap
SeoulmatesSusan Lee · Artemis Milenyum · 2023159 okunma