K T

K T
@KadriyeT
Londra
26 Haziran
8 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Kendin olmak ne demektir?" diye sordu. "Yapman gerektiğini düşündüğün şeyi yapmak demekse zaten bunu yapıyorsun. Toplumun etkisinden muafmışsın gibi hareket etmen anlamına geliyorsa, bu dünyadaki en kötü tavsiye; muhtemelen banyo yapmayı ve üstüne başına bir şeyler giymeyi bırakırdın. 'Kendin olma' tavsiyesi besbelli saçma. Fakat beyinlerimiz bu saçmalığı bir bilgelik olarak kabul eder çünkü hayata dair bir stratejimizin olduğuna inanmak, nasıl davranacağımız hakkında hiçbir fikrimiz olmadığına inanmaktan daha rahatlatıcıdır.”
Reklam
“Bir şeyin değerini, sadece bedellerine bakarak yargılayamazsın. Pek çok ülkede din savaşlarında olduğundan daha fazla insan hastane hatalarından ölüyor fakat hiç kimse hastaneleri şeytani olmakla suçlamıyor. Dindar insanlar, dindar olmayanlara kıyasla daha mutlular, daha uzun yaşıyorlar, daha az kaza geçiriyorlar ve beladan uzak duruyorlar. Toplumun bakış açısından, din işe yarıyor.”
“Yahudiler ve Müslümanlar İsa'nın Tanrı'nın oğlu olmadığına inanıyorlar," diye karşılık verdi. "Eğer haklılarsa, Hıristiyanlar inançlarının özü hakkında yanılmışlar.” “Ve Yahudiler, Hıristiyanlar veya Müslümanlar doğru dine sahiplerse, o zaman reenkarnasyona inanan Hindular ve Budistler yanılmışlar. Bunları detay olarak mı nitelerdin?" "Sanırım hayır," diye itiraf ettim. "Belirli bir bilinç seviyesinde, herkes doğru dini tabii eğer böyle bir şey varsa seçme ihtimalinin sıfır olduğunu bilir.”
“Onlara soracak olsanız, inandıklarını söylerlerdi." "İnandıklarını söylerlerdi çünkü inanıyormuş gibi davranmak, dinden faydalanmak için gerekli. Diğer insanlara inandıklarını söylüyorlar ve inananların yaptıklarına benzer şeyler yapıyorlar; dua etmek, kutsal kitaplar okumak gibi. Fakat gerçek bir inananın yapacağı, gerçek bir inananın yapması gereken şeyleri yapmıyorlar.” Eğer bir kamyonun sana doğru geldiğine inanıyorsan, yoldan çekilirsin. Bu, kamyonun gerçekliğine olan inançtır, insanlara kamyondan korktuğunu söylüyorsan fakat yoldan çekilmek için hiçbir şey yapmıyorsan, bu kamyona duyulan inanç değildir. Benzer biçimde, Tanrı'nın var olduğunu söylemek ve sonra günah işlemeye devam etmek, masum insanlar açlıktan ölüyorken servetini arttırmak inanç değildir. İnanç, en önemli kararlarını kontrol etmediğinde, bu, altta yatan gerçekliğe duyulan inanç değildir. Onlar inanmanın yararına inanıyorlar.
“Dört milyar insan Tanrı'ya inandığını söylüyor fakat çok azı gerçekten inanıyor. İnsanlar Tanrı'ya inansalardı, hayatlarının her dakikasını bu inancın izinde yaşarlardı. Zenginler servetlerini ihtiyacı olanlara verirlerdi. Herkes, doğru dinin hangisi olduğunu belirlemek için zıvanadan çıkardı. Hiç kimse, yanlış dini seçmiş olabileceği ve sonsuz lanetlenme, kötü reenkarnasyon ya da tasavvur edilemeyen başka sonuçları seçmiş olabileceği düşüncesiyle rahat yaşayamazdı. İnsanlar hayatlarını, başkalarını da kendi dinlerine geçirmeye adarlardı. "Tanrı'ya inanç, dünya üzerindeki şu kısa yaşamın uyanık geçirilen her anını etkileyecek, yüzde yüz takıntılı bir adanmışlık gerektirir. Fakat şu senin dört milyar sözde inanan, küçük bir kısım dışında, hayatını bu şekilde yaşamıyor. Çoğunluk, dünyevi ve pratik bir fayda olarak, inançlarının yararlığına inanıyor fakat altta yatan gerçekliğe inanmıyorlar.”
Reklam