M. Karaalioğlu - Biraz da Türkeş'ten söz edelim. Siz, 22 yaşında Ülkü Ocaklanı başkanı oldunuz, birtakım inisiyatifler elinizde bulunuyordu. Ama sanki Ülkü Ocaklarının hareketlerinden MHP'nin bir alâkası yokmuş, onların harekete bir etkisi yokmuş da, siz orada kendiniz kendi arkadaşlarınızla işi götürüyormuşsunuz gibi bir sonuç çıkıyor. Bu böyle mi? Biz Türkeş'in çok büyük etkisi olduğunu biliyoruz. Ülkücü gençler, Devrimci gençlerle silahlı mücadeleye girmişti o günlerde. Ve bütün bunlarda, Sayın Türkeş'in sözlerinde, bir takim emirler vererek dahi yürüttüğünü biliyoruz. Neydi Türkeş'in etkisi ve ne boyuttaydı?
M. Yazıcıoğlu - Şimdi elbette MHP'nin bir gençlik yapılanması var. Dolayısıyla bu gençlik yapılanmasının oluşumunda Türkeş'in doğrudan tesirini kabul etmek lazım. Bunun dışında bir şey söylememiz mümkün değil. Ancak elbette bu kadar yaygınlaşmış bir hareketin başında bulunan yani, Ülkü Ocakları'nın başında bulunan gençler oturuyorlar, tartışıyorlar, değerlendirme yapıyorlar. Birtakım söylenen şeyleri kendi süzgeçlerinden geçirebiliyorlar. Sayın Alparslan Türkeş'i, tabii ki 1940'lı, 1950'li yıllardan bu yana vermiş olduğu mücadele hayatı içerisinde başlı başına değerlendirebiliriz, değerlendirmemiz de lazım. 1940'lı yıllarda söylediklerini, 60'lı yıllarda söylediklerini, 70'li yıllarda söylediklerini, 80’in başında ihtilal öncesinde ve sonra da 90'li yıllarda söylediklerini yanyana koyarsanız, altalta dizerseniz her dönemde farklı bir Türkeş görürsünüz. Şimdi bunun kabahati bizde değil. Yani bugünkü söylediklerine baktığımız zaman diyoruz ki, Allah Allah, biz bu düşünceyle nasıl beraber olmuşuz, evet şimdi burada. Ama geriye dönüp baktığımız zaman 40'ların başında aynı şeyleri söylemiş. Sonra 60'lı yıllarda İngiltere'ye yazmış olduğu mektupta da sosyalizm