Tepkinin fazla duygusal olduğunu herkes anlayabilir kanımca. Sokakta gördüğün bir ailenin salt görüntüsüyle bir niyet okuması yapmışsın.
"Çocuk çarşaflı" öncülünden "kesinlikle zorlanmıştır ve baskı altındadır" önermesine zıplamışsın. Sadece bu görüntüyü görmek bile seni refleksif şekilde sinirlendirip germiş. Çocukların kendi tercihleriyle büyümesinden yanasın ancak bu kadar küçük yaştaki çocukların tercihleri, ancak çevresinde gözlemledikleri ve uygulananlara meyilden ibarettir. Çocuğun büyüyene dek hiçbir kültürel ya da dini öğeyle tanıştırılmaması pedagojik bir felakettir. O zaman bir yakınlık ve aşinalık geliştirmez. Senin yönteminle yola çıkarsak çocuğa herhangi bir dini ya da kültürel aşılama yapmamız da istismar olmalıdır.
Çünkü bunlar da aynı şekilde "özgür tercih" mevzusuna bağlanır. Ancak sen anne babanın çocuğu için yaptığı her seçimi istismar görmüyorsundur eminim.
Tüm bu dediklerimden zorlamayı ve nefret ettirmeyi meşru gördüğümü sanma. Pedagojik olarak en doğrusu, anne babanın dini ve kültürel eğitimi hem kendi hem de çocuğu için uygulamasıdır. Eğer ki çocuğu direnç gösterirse tabii ki zorlamaya geçmemelidir. Böyle olursa çocuk nefret edebilir senin de kabul ettiğin gibi. Tesettür sevdirilmelidir dedin, ancak ergenliğine kadar bir kez olsun bunu ailesinden görmeyip "tercihte serbest" bırakılan bir birey için bu tümüyle yabancı bir olgu olarak kalır. Çocuk eğitimi "saldım çayıra, mevlam kayıra" yöntemiyle kuşkusuz başarısızdır.