İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
O ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını...
Ah şu engin deryâdaki bir tek balık ben miyim?
Yoksa yalnızlık derya da kalabalık ben miyim?
İçimde mi harlıyorum kendi alazlarımı?
Yoksa bu yangın ben miyim? Bu aydınlık ben miyim?
Görsünler,
Duymasınlar ama!
İçimde kuş seslerini.
Görsünler,
Ama bilmesinler
Kalbimin kafeslerini.
İçimde,
Bir kuş başı kadar
Narin acizliğimi.
Sözcüklerim gizlensin,
Duysunlar nefeslerimi...
Kederinden ellerinle yoluyorsun kalbini.
Üzülme,
Bırak sinsin seni üzenlerin gölgesi.
"İnsanlar hakkında ne düşünür?"
Düşünme!
Çünkü ne düşünürsen
O olursun özünde.
Ve dünyaya nasıl baksan
Öyle döner gözünde.
Üzülme...