Adı:
Erbain
Alt başlık:
Kırk Yılın Şiirleri
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9786056323942
Kitabın türü:
Yayınevi:
Tiyo Yayınevi
İsmet Özelin kırk yaşına kadar yayınladığı dört şiir kitabındaki ve bazı dergilerde yer alan şiirleri ERBAİN kitabında toplanmıştır.

Geceleyin Bir Koşu (1966)
Evet, İsyan (1969)
Cinayetler Kitabı (1975)
Celladıma Gülümserken (1984)
Yangında ilk kurtarılacak şiir kitabı.
Muazzam tek kelimeyle harika. Duygu, heyecan, aksiyon olan çok başka bir şey.
Erbain, ne demek Erbain Arapçada 40 anlamına gelir, bizde kullanımı ise "Hicri takvime göre 22 Aralıktan 31 Ocağa değin süren kırk günlük kış dönemi.", Şiilikte, hicrî takvime göre Aşure Günü'nden 40 gün sonra gelen Safer ayının 20'inci gününe verilen isimdir. Nerden, neden peki bu isim, İsmet Özel'in daha önceki yayınlanan;
Geceleyin Bir Koşu (1966), Evet, İsyan (1969), Cinayetler Kitabı (1975), Celladıma Gülümserken (1984), kitaplarını tek kitapta toplayıp, bu kitabın ismini Erbain koydu. Çünkü bu şiirler şairin 40 yaşına kadar yazdığı şiirlerinden oluşuyor. Erbain'de burdan geliyor bir nevi bu kitap kırkıncı gün olan Erbain gibi şairin gün değil 40 yıllık riyazetinin sonucu ortaya çıkan muhteşem eser.
Şiirler ama ne şiirler; kitap "yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?" mısrasıyla başlıyor, "Yazık, şairler kadar cesur değilim " ile devam ediyor ve "Ben, İsmet Özel, şair, kırk yaşında." dizeleri olan şiirle bitiyor. Tam 54 muhteşem şiir var kitapta ama hangisini yazayım size hangisini anlatayım. Amentü'yü mü, Mazot'u mu, Evet İsyan'ı mı, yoksa "Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde " diye başlayan Kan Kalesi şiirini mi? Bakın, karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak şiiri de çok güzeldir, ismini en fazla beğendiğim şiirse "Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Arkasındaki Satırlar" isme bak, şiirin ismi bile şiir gibi.
Bıkmıyorum okuyor, okuyor, sonra dönüp tekrar okuyorum. Ama bu şiirleri okumaktan daha güzeli var doğrudan İsmet Özel'den dinlemek, kendi şiirlerini İsmet Özel kadar güzel okuyan bir şair de yok hani. Çoğu alıntımda link attım dinlemenizi tavsiye ederim.
İsmet Özel, özel bir insan, her daim muhalif, kendi deyimiyle nesli tükenmiş bir insan. İsmet Özel'in şiir gücünü ve bir süreç halinde ideolojik dönüşümünü görebilmek için bu kitabı okumanız gerek.
40 yıl yaşlandım..
Gerçekten ' kırk yılın şiirleri ' tamlamasını yerine getirmiş bulunmakta.

Şiiri çok seven üç arkadaşıma en sevdikleri şairi sorduğumda (size yemin edebilirim) üçü de İsmet Özel demişti. Hatta ikisinin en sevdiği şiir de ' Amentü ' idi. Dedim neymiş bu? Nihayet anlamış bulunmaktayım.

/ Haydar Ergülen'in bir röportajında İsmet Özel'in çok iyi bir şair olduğunu ancak onu hiç sevmediğini söylemesi ile dikkatimi çekmişti. Az araştırınca Madımak Katliamı sonrası sözlerinin, ayın ırkçısı seçilmesinin vs.haberlerini okudum. Bunlar benim önyargılı duruşuma sebep olmuştu. /

İsmet Özel'in kişisel hayatındaki dengesizlikler, siyasi düşüncelerinin gelgitligi ( Terazi sanmıştım ama başak burcuymus.) şiirlerinin yıllara göre olan tasnifinde hissediliyor.

Gelgelelim şair o kadar farklı boyutlarda geziyor ki , hangi söylediği gerçek hangisi ironi ben kestiremiyorum.
Çok farklı. Bir kere okuyunca onun çekimine kapılacaksınız. Ne desem doğru ifade edebilecegime emin değilim. İfade edebileceğiniz kelimelerin sınırlılığı değil zor olan. Sınırsızlığı. Hani bu kadar çok sıfatı nasıl bir araya topladın?

Kitabın son şiirinde demiş ya :
' evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum '

Öyle bir şair işte. Ne olduğunu o bile anlamamış sanki.


Okuyun. Belki sizin de en sevdiğiniz şair olacaktır. Sevgiyle kalın :)

Benzer kitaplar

İsmet Özel

Cumhuriyet Dönemi'nin ilk polis memurlarından, Rüştiye mezunu polis memuru Ahmet Bey'le, Sultan Reşat zamanında ilkokulu bitiren, ev hanımı Sıdıka Hanım'ın altı çocuğundan sonuncusu olarak 19 Eylül 1944'te Kayseri, Düvenönü'nde dünyaya gelir.
Ahmet Bey'in memuriyeti sebebiyle birçok şehir dolaşır.

İsmet Özel, anne ve babasının ailesi için şunları söyler: " İçinden çıktığım aile, herhangi bir üstünlük taşımaz. Annem bir ortakçının kızı. Babamın ailesi de arabacılık yaparmış."
Babasıyla arasında 45 yaş fark olduğu için bir iletişimsizlik hali mevcuttur ve " Ben babamla o öldükten sonra yakınlık kurabilmiş olan biriyim." der. Bu 'huzursuzluk / eksiklik' , İsmet Özel'in çocukluk yıllarına düşen bir gölge olarak zaman zaman kendini şiirlerinde hissettirir. Uzaklığın üşüyen dili, babayla oğlun suskunluğuna karışır. İsmet Özel, babasına, hiçbir zaman 'sen' diye hitap etmez.

1. Dünya savaşı yıllarında Tokat yöresinden çocuk yaşta denecek gençlerin Çanakkale Cephesi'nde askere alınmıştır. İsmet Özel'in Amentü'sünde de karşılığını bulur: "Tokat/ aklıma bile gelmezdi / babam onbeşli olmasa"
Amentü, bir tür babayla ideolojik hesaplaşma şiiri denilebilir ve bu şiirde baba "polistir" ve "Cumhuriyetin bir kuludur."
Babası İsmet Özel'in kitaplarla ama hiçbiri ders kitabı olmayan kitaplarla haşır neşir olması sebebiyle ona 'bal yapmaz arı' der.

İsmet Özel'in yaşamında belirleyici üç şehir vardır: Kastamonu, Çankırı ve Ankara.

İlkokul 3. sınıftayken kendi çabasıyla Ankara'da yayımlanan bir ilkokul gazetesine 'Kış' adlı ilk şiirini gönderir. Şiir yayımlanır ve bir öğretmeninden aşağılayıcı bir 'Sen şair mi oldun be!' tepkisini alır.
Kış isimli şiir Erbain'in ilk şiiridir ve 1953'te yayımlanır.

Özel ailesi 1959 tarihinde Ankara'ya taşınır. İsmet Özel matematik sınavında başarılı olamaz ve bir yıl bekler. O bir yıllık boşlukta olur, ne olursa.
"Çağdaş serüvenler adına/ bütün fotoğraflarını yakan/ yakan ve bekleyen" İsmet Özel, bu sırada boş durmaz. Dünyayı 'merakla' araştırıp anlamlandırmaya çalışır ve 'ergen ben'ini kurcalayan soruların peşi sıra gider. Bu bekleme/bilgilenme sürecinde verdiği iki karar vardır: " Sosyalist olmak, Şair olmak."
Bu dönemde, ciddi sorgulamalar geçirir ve 'nasıl bir dünyada yaşandığı' sorusunun peşi sıra gider. Maddi kazanımlar elde eden insanların 'ruhça kaba, insan ilişkileri bakımından da yıkıcı' olduklarını farkedip insan ilişkilerini buna göre düzenler. Partizan şiirinde geçen 'Dinmeyen bir mavilikle kanayan' bilinci, 'Şehrin insanı'nı sorgular.

İsmet Özel 1963 yılında TİP'e kaydolur.
Askerliğe gidince Ataol Behramoğlu ile mektuplaşmaları başlar. Askerde Ataol Behramoğlu Özel'in bıraktığı ortamın hiç değişmediğini ve hatta daha kötüye gittiğini söyler. Askerden döndükten sonra bu ortamı bizzat kendi görür ve dostlarının gündelik kazanımlar etrafında toplaştıklarını fark eder. Askerdeyken, 1969'un Mart'ında, babasını da kaybeden İsmet Özel'in Kanla Kirlenmiş Evrak şiirinde belirttiği gibi 'cebindeki adresler'den umudu kalmamıştır.
Mart 1970'te Halkın Dostları dergisi yayımlanır.

İslami dünya görüşüne geçtiğini, Sezai Karakoç'un Diriliş dergisinde Amentü şiirini yayımlayarak dışa vurur.

Sosyalist düşünceden kopuşunu belli eden başlıca kopuş dizeleri şunlardır:
Cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır./ Kanla Kirlenmiş Evrak
Küfre yaklaştıkça inancım artıyor./ Kanla Kirlenmiş Evrak
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim./Kanla Kirlenmiş Evrak
Çocukların üşüdüğü anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan/ Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak
Yürek elbet acıyor esvap değiştirirken/Tahrik

Kendi şiirleri için şunu söyler:
"Benim şiirimde edebi numara yok. O yüzden şiirle temas kurmak isteyen insan, kendi damarlarıyla benim damarım arasında ister istemez bir bağlantı kuruyor."

İsmet Bey'in şiirlerini okurken yaşadığı üç ayrılığını bilmekte fayda var:
I. Ayrılık: Kayseri ve Kastamonu'dan Ankara'ya uzanan, gençliğini biçimlendiren hamurdan ayrılığı sosyalizmle olur. Sosyalizm onu Kayseri ve Kastamonu'dan ayırır.
II. Ayrılık: Sosyalizmden ayrılığı Kayseri ve Kastamonu'ya geri dönüşü olarak yorumlanabilir. Sosyalizmden İslam'a olan geçiş evresidir.
III. Ayrılık: Bu en önemli ayrılıktır, 4 Agustos 2003 tarihinde Milliyet'in pazar ekine demeç verir. Bu bir kopuş değil ayrılıktır.

Aslında bunun bir Erbain incelemesi olması gerekiyordu ancak kısa bir özet geçerek kırk yılın şiirlerinin nasıl biriktigini bir izah etmek istedim.
Yazarın kırk yaşına kadar yazmış olduğu şiirlerden oluşan kitabı edebi yönden oldukça tatmin edici.Şair akıcı diliyle yeri geldiğinde bulunduğu dönemini şiiri ile harmanlayarak hiç sıkmadan okutturuyor. Beni en çok etkileyenler Amentü ve Mataramda Tuzlu Su olmasının yanı sıra kitaptaki diğer şiirlerde insanın içine dokunan cinsten.Bir şiir kitabı arayışı içinde iseniz Erbaine mutlaka bir şans vermelisiniz.
İsmet Özel, yazarken dağıtmayı ve dağıttığını toparlamayı seven, şiirlerinde sadece estetik kaygı gütmediğini bir ahlak kaygısı da taşıdığını dile getiren, "Ben, şiir dünyamı mutlaka bir şeyi özellikle vurgulamak için kurdum." diyen ama buna rağmen şiirde bütünlükten, ritimden, sanattan vazgeçmeyen bir şair. Bence onu çağdaşlarından ayıran en önemli özellik tüm bunları aynı anda başarabiliyor olması. Erbain, adından anlaşılacağı üzere Özel'in 40 yaşına kadar yazdığı şiirleri topladığı kitabı. Erbain'i tek kelime ile özetlemem istense seçeceğim kelime "vazgeçmemek" olurdu. Çünkü karşımızda iman etmeden önce (Amentü) ve sonra tüm şiirlerde direnen, vazgeçmeyen, inatçı bir ruh var. Misal, bize doğrudan "vazgeçmeyeceğim" demiyor da "Mataramda Tuzlu Su" diyor. Yola böyle çıkmayı göze almış birinin vazgeçmeyeceğini biliyorum. Kitap bu inanç üstüne kurulu. Elime her aldığımda aynı inancı hissettiğim bununla beraber her defasında yeni güzellikler de keşfettiğim şiirlerin kitabı. İyi ki bu toprakların şairi olmuş.
"bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?"
Türk Edebiyatı'nın en kabına sığmaz, en ilginç, kafasının içi en huzursuz şairlerin birinden kırk yılın muhteşem şiirleri:
Erbain.

''Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
- Yaşama!
- Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç : Şiir. ''
İmgelerle dolu, zeka yüklü şiirden hoşlanıyorsanız İsmet Özeli seversiniz. Şiir yazmanın yetenek değil zeka ve donanım olduğunu ispatlayan şairdir o. İsmet özel okumak ve anlamak iyi şiirden anlamaktır
Erbain'i ilk kez lisede kitap okuma yarışması için okudum. Hayatımda başıma daha kötü ne gelebilir diye düşündüğüm yıllarda kafama düştü işte. Daha kötü gelebilir :D

Tabii o zaman pek anlamadım. 4 yıl sonra doğum günümde hediye geldi. Haydaaa! Neyse efendim, başladık okumaya. Güzel ve karmaşık diye tanımlayabilirim. Bazı şiirlerine gerçekten vurgunum. Erbain'den önce Celladıma Gülümserken'i okumuştum. Aşinayım çoğuna. Kendi sesiyle kaydettiklerini dinleye dinleye de ezber yapmışız. Bir süre sonra daha kolay gelmeye başladı ama hala tam anlamıyla kavrayamadığım yerleri çok fazla. Özel bana hep Albert Camus ile Sartre gibi, Dostoyevski ile Hz. Ali ortasında gelmiştir. Her okuduğum kitabında bir Fransız eseriymiş gibi düşünüyorum. ''Evet, İthilal sancıları bu'' diyesim geliyor. Anlaşılmamaya çalışmak onu farklı kılıyor sanırım. Varsın Özel'i de anlayamayalım. Genciz, ölümle paslanmış bulmuşuz sesimizi. Daha ne olsun. ^^
En mutlu insanlar belki baca temizleyicilerdir. Öyle dar öyle kara karanlık bir yerdedirler ki
Yüreklerini geniş, dayanıklı aydınlık tutmak zorundadırlar. Buna yükümlü sayarlar kendilerini...
yazar kitabında olay örgüsü olarak aşırı derecede sıradan konuyu işlemiş.
sürekli belli kelimeleri tekrarlayıp ta okurun içine işlemeyi amaçlıyormuşcasına yazmış
Fakat zaten zor olan şiir dalında sınıfta kalmış.
Bir ahenk ,coşkudan eser yok,karamsar bir hava oluşturuyor insanın üzerinde... NASILDA ÇOĞALIYOR DEĞİLMİ OLUMSUZ YARGILAR HEMEN.
OYSA BU SATIRLARLA ŞİİR DÜNYASINA VE DE TOPLUM YAPISINA GAYET TABİİ YÜKSEKTEN BAKILABİLİR...
"Erbain" İsmet Özel...
Ablam bu şiir kitabını bana hediye ettiğinde 'başucu kitaplarından birisi olacak' demişti. Doğru demiş. :) Şiiri çokça seven biri olarak, İsmet Özel şiirlerinin bambaşka bir hissiyatı olduğunu söylemek isterim. Sizi alıp başka başka yerlere, hatta belkide tam da olmak istediğiniz yerlere götürüyor İsmet Özel şiirleri.
Ve birkaç dize...

"Yüzümü kınından çıkaran sensin
Pencereyi getiren aklıma
Sanki güzmüş
Sevecenliğe sarınmak istiyormuş gibi
Sanki canım
Yüzümü sensin biriktiren kitaplara."

Bu kitapta şairin kırk yaşına kadar yayınladığı şiirler mevcut. Bu yüzden "kırk yılın şiirleri" olarak da geçiyor.
Şiir seven okurlara tavsiyemdir... :)
İsmet Özel. Kendisi yeni tanıştığım bir şair. Ve evet tanıştığıma memnun oldum. Umarım bir gün karşılıklı tanışırız ve siz de beni tanıdığınıza memnun olursunuz. Gerçekten günümüzde de yaşayan çok güzel bir şair. Şiirler kesinlikle dolu dolu ve yaptığı tespitler çok hoş. Şiirlerinde kuş sesleri çok geçiyor. Galiba şairimiz kuş seslerine hayran biri. Hatta kim bilir belki de bu şiirleri İstanbul meydanındaki kuş seslerinden ilham alarak yazmıştır. Şair kesinlikle tanınması gereken ve ilham olacak bir insan. Şiirlerinde de akıp gidiyor insan. Hele o kurduğu tamlamalar... Beklentim yüksekti ve bunu karşıladı da. İsmet Özel okuyun ve okutun
Evde soba yanıyor
önce çalılar geçiyor çocukların boğazından
sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını
bütün ailenin.

Dışarıda; soğuk
safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor.
Tozludur saçlarım, saçlarımdan
devrilmiş sarayların dumanları savrulur
yüzüm yanıktır
Yüreğime bir karanfil sokuludur
İsmet Özel
Sayfa 133 - Tiyo / Kırk Yılın Şiirleri
https://www.youtube.com/watch?v=3rzrbGcbBac

Ben,
İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
Ben yaşarken koptu tufan
Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
Her şeyi gördüm içim rahat
Gök yarıldı, çamura can verildi
Linç edilmem için artık bütün deliller elde
Kazandım nefretini fahişelerin
Lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
Uçtum ama uçuşum
Radarlarla izlendi
Gayret ettim ve sövdüm
Bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
Ruhum sahte
Evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum
Sınıfları doğrudan geçip
Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
Sanki ne anlıyorum?
Ola ki
Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
Devlet sırrıyla birlikte insanın
Sinematografik bir hayatı olabilir
O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
Ve sonunda estetik bir
İdam belki!
Evet, evet ruhu olmak
Bütün bunları sağlayamaz insana.
Doğruysa bu yargı
Bu sonuç
Bu çıkarsama
Neden peki her şeyi bulandırıyor
Ertelenen bir konferans
Geç kalkan bir otobüs?
Milli şefin treni niçin beyaz?
Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
Ne saçma! Ne budalaca!
Dört İncil'den Yuhanna'yı
Tercih edişim niye?
Ben oysa
Herkes gibi
Herkesin ortasında
Burada, bu istasyonda, bu siyah
Paltolu casusun eşliğinde
En okunaklı çehremle bekliyorum
Oyundan çıkmıyorum
Korkuyorum sıram geçer
Biletim yanar diye
Önümde bir yığın açalya
Bir sürü çarkıfelek
Gergin çenekli cesetleriyle
Önümde binlerce çiçek
Korkuyorum sıra sende
Sen de başla ve bitir diyecek.
Yo, hayır
Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
Söyleyin
Aynada iskeletini
Görmeye kadar varan kaç
Kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin
Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
Onları verin, yakınmalarınızı
Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
Verin bana
Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
Bedelinde biliyorum size çek
Yazmam yakışık almaz
Bunca kaybolmuş talan
Parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, bir çok tuhaf
Marifetimin yanısıra
İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
Üstüme yoktur ödeme hususunda
Sözün gelişi
Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
Bir söyleve ne dersiniz?
Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
Kazanana vertigolar, nostaljiler
Karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık
Kapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
Ne yapsam
Döl saçan her rüzgarın
Vebası bende kalacak
Varsın bende biriksin
Durgun suyun sayhası
Yumuşatmayı bilen ateş
Öğüt sahibi toprak
Nasıl olsa geri verecek
Benim kılıcımı.
İsmet Özel
Sayfa 231 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017
https://www.youtube.com/watch?v=dwZUCZQk3VM

Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri
saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran
içimize güneşler bırakan nal sesleri.
Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın
varınca bayrakları, marşları duyuyorum
başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
hantal yüreklerin olduğu orda.

Kesik kolları var aşkın
döl ve inat barındıran.
Hırpanî bir okşayışla akşam
yanaşınca çocuklara
ben karakavruk yüzümün arkasında
kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum
bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
halksa kal'am onu kal'a kılan benim
boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.

Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.
Yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan
yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde
kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor
köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
Asfalt yakıyor genzimi
asfalt adamlarını topluyor aramızdan
yıkılıp omuzdaşlarının seslerine
yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.

Ben merd-i meydan
yani toprağın ve kanın gürzü
güllerin bin yıllık mezarı bendedir
yukardan bakarım efendilerin pusatlarına
insanların bütün sabahlarını merak ederim
gök hırpalanmaktadır merakımdan
ıtır kokan benim yumruklarımdır
benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.

Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara
vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın
vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa
Zülküf de vursun.
Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim
İsmet Özel
Sayfa 97 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
İsmet Özel
Sayfa 178 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erbain
Alt başlık:
Kırk Yılın Şiirleri
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9786056323942
Kitabın türü:
Yayınevi:
Tiyo Yayınevi
İsmet Özelin kırk yaşına kadar yayınladığı dört şiir kitabındaki ve bazı dergilerde yer alan şiirleri ERBAİN kitabında toplanmıştır.

Geceleyin Bir Koşu (1966)
Evet, İsyan (1969)
Cinayetler Kitabı (1975)
Celladıma Gülümserken (1984)

Kitabı okuyanlar 536 okur

  • FURKAN KILIÇÇİ
  • canan bayraktar
  • Nuhun Salyangozu
  • Mustafa Kurt
  • Tuğba AYDOĞAN
  • Ender Bıyıklı
  • Nazan Öztürk
  • kenan boybey
  • ali uzunlar
  • Melis Kaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%31.2
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%14.1
45-54 Yaş
%6.4
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47
Erkek
%53

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.9 (99)
9
%24.9 (44)
8
%11.3 (20)
7
%6.2 (11)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.7 (3)

Kitabın sıralamaları