Erbain Kırk Yılın Şiirleri

9,3/10  (115 Oy) · 
373 okunma  · 
138 beğeni  · 
4.290 gösterim
İsmet Özelin kırk yaşına kadar yayınladığı dört şiir kitabındaki ve bazı dergilerde yer alan şiirleri ERBAİN kitabında toplanmıştır.

Geceleyin Bir Koşu (1966)
Evet, İsyan (1969)
Cinayetler Kitabı (1975)
Celladıma Gülümserken (1984)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9786056323942
  • Yayınevi:
    Tiyo Yayınevi
  • Kitabın Türü:
salih 
 25 Oca 03:16 · Kitabı okudu · 18 günde

Yangında ilk kurtarılacak şiir kitabı.
Muazzam tek kelimeyle harika. Duygu, heyecan, aksiyon olan çok başka bir şey.
Erbain, ne demek Erbain Arapçada 40 anlamına gelir, bizde kullanımı ise "Hicri takvime göre 22 Aralıktan 31 Ocağa değin süren kırk günlük kış dönemi.", Şiilikte, hicrî takvime göre Aşure Günü'nden 40 gün sonra gelen Safer ayının 20'inci gününe verilen isimdir. Nerden, neden peki bu isim, İsmet Özel'in daha önceki yayınlanan;
Geceleyin Bir Koşu (1966), Evet, İsyan (1969), Cinayetler Kitabı (1975), Celladıma Gülümserken (1984), kitaplarını tek kitapta toplayıp, bu kitabın ismini Erbain koydu. Çünkü bu şiirler şairin 40 yaşına kadar yazdığı şiirlerinden oluşuyor. Erbain'de burdan geliyor bir nevi bu kitap kırkıncı gün olan Erbain gibi şairin gün değil 40 yıllık riyazetinin sonucu ortaya çıkan muhteşem eser.
Şiirler ama ne şiirler; kitap "yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?" mısrasıyla başlıyor, "Yazık, şairler kadar cesur değilim " ile devam ediyor ve "Ben, İsmet Özel, şair, kırk yaşında." dizeleri olan şiirle bitiyor. Tam 54 muhteşem şiir var kitapta ama hangisini yazayım size hangisini anlatayım. Amentü'yü mü, Mazot'u mu, Evet İsyan'ı mı, yoksa "Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde " diye başlayan Kan Kalesi şiirini mi? Bakın, karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak şiiri de çok güzeldir, ismini en fazla beğendiğim şiirse "Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Arkasındaki Satırlar" isme bak, şiirin ismi bile şiir gibi.
Bıkmıyorum okuyor, okuyor, sonra dönüp tekrar okuyorum. Ama bu şiirleri okumaktan daha güzeli var doğrudan İsmet Özel'den dinlemek, kendi şiirlerini İsmet Özel kadar güzel okuyan bir şair de yok hani. Çoğu alıntımda link attım dinlemenizi tavsiye ederim.
İsmet Özel, özel bir insan, her daim muhalif, kendi deyimiyle nesli tükenmiş bir insan. İsmet Özel'in şiir gücünü ve bir süreç halinde ideolojik dönüşümünü görebilmek için bu kitabı okumanız gerek.

Merve Arslanlar 
14 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yazarın kırk yaşına kadar yazmış olduğu şiirlerden oluşan kitabı edebi yönden oldukça tatmin edici.Şair akıcı diliyle yeri geldiğinde bulunduğu dönemini şiiri ile harmanlayarak hiç sıkmadan okutturuyor. Beni en çok etkileyenler Amentü ve Mataramda Tuzlu Su olmasının yanı sıra kitaptaki diğer şiirlerde insanın içine dokunan cinsten.Bir şiir kitabı arayışı içinde iseniz Erbaine mutlaka bir şans vermelisiniz.

Erbain benzeri kitaplar

feylesof: 
29 Oca 05:09 · Kitabı okudu

Türk Edebiyatı'nın en kabına sığmaz, en ilginç, kafasının içi en huzursuz şairlerin birinden kırk yılın muhteşem şiirleri:
Erbain.

''Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
- Yaşama!
- Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç : Şiir. ''

Erbain'i ilk kez lisede kitap okuma yarışması için okudum. Hayatımda başıma daha kötü ne gelebilir diye düşündüğüm yıllarda kafama düştü işte. Daha kötü gelebilir :D

Tabii o zaman pek anlamadım. 4 yıl sonra doğum günümde hediye geldi. Haydaaa! Neyse efendim, başladık okumaya. Güzel ve karmaşık diye tanımlayabilirim. Bazı şiirlerine gerçekten vurgunum. Erbain'den önce Celladıma Gülümserken'i okumuştum. Aşinayım çoğuna. Kendi sesiyle kaydettiklerini dinleye dinleye de ezber yapmışız. Bir süre sonra daha kolay gelmeye başladı ama hala tam anlamıyla kavrayamadığım yerleri çok fazla. Özel bana hep Albert Camus ile Sartre gibi, Dostoyevski ile Hz. Ali ortasında gelmiştir. Her okuduğum kitabında bir Fransız eseriymiş gibi düşünüyorum. ''Evet, İthilal sancıları bu'' diyesim geliyor. Anlaşılmamaya çalışmak onu farklı kılıyor sanırım. Varsın Özel'i de anlayamayalım. Genciz, ölümle paslanmış bulmuşuz sesimizi. Daha ne olsun. ^^

Mücahit ÖZDEMİR 
08 May 2017 · Kitabı okudu · 1/10 puan

yazar kitabında olay örgüsü olarak aşırı derecede sıradan konuyu işlemiş.
sürekli belli kelimeleri tekrarlayıp ta okurun içine işlemeyi amaçlıyormuşcasına yazmış
Fakat zaten zor olan şiir dalında sınıfta kalmış.
Bir ahenk ,coşkudan eser yok,karamsar bir hava oluşturuyor insanın üzerinde... NASILDA ÇOĞALIYOR DEĞİLMİ OLUMSUZ YARGILAR HEMEN.
OYSA BU SATIRLARLA ŞİİR DÜNYASINA VE DE TOPLUM YAPISINA GAYET TABİİ YÜKSEKTEN BAKILABİLİR...

Beyza Özcan 
21 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Erbain" İsmet Özel...
Ablam bu şiir kitabını bana hediye ettiğinde 'başucu kitaplarından birisi olacak' demişti. Doğru demiş. :) Şiiri çokça seven biri olarak, İsmet Özel şiirlerinin bambaşka bir hissiyatı olduğunu söylemek isterim. Sizi alıp başka başka yerlere, hatta belkide tam da olmak istediğiniz yerlere götürüyor İsmet Özel şiirleri.
Ve birkaç dize...

"Yüzümü kınından çıkaran sensin
Pencereyi getiren aklıma
Sanki güzmüş
Sevecenliğe sarınmak istiyormuş gibi
Sanki canım
Yüzümü sensin biriktiren kitaplara."

Bu kitapta şairin kırk yaşına kadar yayınladığı şiirler mevcut. Bu yüzden "kırk yılın şiirleri" olarak da geçiyor.
Şiir seven okurlara tavsiyemdir... :)

aysesenasaskan 
01 Eki 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 10/10 puan

Adamlar şiirlerini yazıp mesai vakti bitince gidiyor Tarihler bana aynı kitabın içinden her defasında böyle sesleniyor
Adam dibe inmek için beline bağladığı
Sandığını keşfediyor dibe ulaştığında Ve arkada kalan şiirin satırlarındaki manevi kelimeler

Yüksel Çetin 
23 Mar 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Şiir nedir? İnsana ne katar? İsmet Özel'de bunu bulabiliyor insan. Genelde geceleri fener ışığında hayranlıkla okudum şiirlerini. Mazot, Amentü ve Aynı Adam şiirlerine bir bakmanızı tavsiye ediyorum

Jan Demir 
30 Haz 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İsmet Özel'in poetikasıyla örülü bu eser, modern Türk şiirinin kişisel gelişimini gözler önüne seriyor. Mitolojik unsurlardan, divan edebiyatının manzumlarina... Halk edebiyatının izleginden, modern Türk şiirinin imgelerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor...Radikal imgelerin, İsmet Özel'in düşünce nosyonu içinde yayılan ve gelegen imgelere dönüşümünü görürüz. Şiir usa dayanmış, aklın işçiliği içinde olgunlaşmış ve modern Türk şiirinin son durumunu gözler önüne sermiştir.

Eslem 
02 Nis 2015 · Kitabı okudu · 200 günde · Beğendi · 10/10 puan

İsmet Özel şiir yazsın biz okuyalım. Öyle de güzel yazmış ki yazacak bir şeyler kalmamış kimseye. Sanki gereken tüm noktaları virgülleri kelimeleri cümleleri kullanmış.

3 /

Kitaptan 275 Alıntı

Hârizmî 
 27 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hayırlı Cumalar...
"Güzel olan hiçbir şey hülâsa edilemez"

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 214 - TİYO)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 214 - TİYO)
Hârizmî 
31 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

1981/ ILS SONT EUX
Evde soba yanıyor
önce çalılar geçiyor çocukların boğazından
sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını
bütün ailenin.

Dışarıda; soğuk
safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor.

Erbain, İsmet ÖzelErbain, İsmet Özel
Hârizmî 
16 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

ADAM..
Tozludur saçlarım, saçlarımdan
devrilmiş sarayların dumanları savrulur
yüzüm yanıktır
Yüreğime bir karanfil sokuludur

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 133 - Tiyo / Kırk Yılın Şiirleri)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 133 - Tiyo / Kırk Yılın Şiirleri)
salih 
 25 Oca 02:49 · Kitabı okudu · İnceledi

Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
https://www.youtube.com/watch?v=3rzrbGcbBac

Ben,
İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
Ben yaşarken koptu tufan
Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
Her şeyi gördüm içim rahat
Gök yarıldı, çamura can verildi
Linç edilmem için artık bütün deliller elde
Kazandım nefretini fahişelerin
Lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
Uçtum ama uçuşum
Radarlarla izlendi
Gayret ettim ve sövdüm
Bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
Ruhum sahte
Evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum
Sınıfları doğrudan geçip
Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
Sanki ne anlıyorum?
Ola ki
Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
Devlet sırrıyla birlikte insanın
Sinematografik bir hayatı olabilir
O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
Ve sonunda estetik bir
İdam belki!
Evet, evet ruhu olmak
Bütün bunları sağlayamaz insana.
Doğruysa bu yargı
Bu sonuç
Bu çıkarsama
Neden peki her şeyi bulandırıyor
Ertelenen bir konferans
Geç kalkan bir otobüs?
Milli şefin treni niçin beyaz?
Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
Ne saçma! Ne budalaca!
Dört İncil'den Yuhanna'yı
Tercih edişim niye?
Ben oysa
Herkes gibi
Herkesin ortasında
Burada, bu istasyonda, bu siyah
Paltolu casusun eşliğinde
En okunaklı çehremle bekliyorum
Oyundan çıkmıyorum
Korkuyorum sıram geçer
Biletim yanar diye
Önümde bir yığın açalya
Bir sürü çarkıfelek
Gergin çenekli cesetleriyle
Önümde binlerce çiçek
Korkuyorum sıra sende
Sen de başla ve bitir diyecek.
Yo, hayır
Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
Söyleyin
Aynada iskeletini
Görmeye kadar varan kaç
Kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin
Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
Onları verin, yakınmalarınızı
Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
Verin bana
Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
Bedelinde biliyorum size çek
Yazmam yakışık almaz
Bunca kaybolmuş talan
Parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, bir çok tuhaf
Marifetimin yanısıra
İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
Üstüme yoktur ödeme hususunda
Sözün gelişi
Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
Bir söyleve ne dersiniz?
Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
Kazanana vertigolar, nostaljiler
Karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık
Kapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
Ne yapsam
Döl saçan her rüzgarın
Vebası bende kalacak
Varsın bende biriksin
Durgun suyun sayhası
Yumuşatmayı bilen ateş
Öğüt sahibi toprak
Nasıl olsa geri verecek
Benim kılıcımı.

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 231 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 231 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)
salih 
 20 Oca 02:50 · Kitabı okudu · İnceledi

Amentü (1974)
https://www.youtube.com/watch?v=wiW2xwh57oA

İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.

Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.

Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.

Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.

İnsanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere

Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde

Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola

Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.

Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.

Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 177 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 177 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)
salih 
 20 Oca 02:46 · Kitabı okudu · İnceledi

Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 178 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 178 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)
salih 
 15 Oca 02:20 · Kitabı okudu · İnceledi

Evet, İsyan
https://www.youtube.com/watch?v=dwZUCZQk3VM

Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri
saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran
içimize güneşler bırakan nal sesleri.
Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın
varınca bayrakları, marşları duyuyorum
başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
hantal yüreklerin olduğu orda.

Kesik kolları var aşkın
döl ve inat barındıran.
Hırpanî bir okşayışla akşam
yanaşınca çocuklara
ben karakavruk yüzümün arkasında
kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum
bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
halksa kal'am onu kal'a kılan benim
boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.

Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.
Yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan
yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde
kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor
köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
Asfalt yakıyor genzimi
asfalt adamlarını topluyor aramızdan
yıkılıp omuzdaşlarının seslerine
yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.

Ben merd-i meydan
yani toprağın ve kanın gürzü
güllerin bin yıllık mezarı bendedir
yukardan bakarım efendilerin pusatlarına
insanların bütün sabahlarını merak ederim
gök hırpalanmaktadır merakımdan
ıtır kokan benim yumruklarımdır
benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.

Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara
vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın
vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa
Zülküf de vursun.
Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 97 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 97 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)
salih 
 15 Oca 02:18 · Kitabı okudu · İnceledi

Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
ey kanıma çakıllar karıştıran isyan

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 87 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 87 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017)

Kitapla ilgili 1 Haber