"Bir erkek kendisinden statü olarak düşük bir kadınla evlenebilir, hatta ona aşık olabilir; ama şu zamana kadar —bir mucize olmadığı sürece— hiçbir kadın öyle bir erkekle evlenmez, hatta ona aşık olmaz. Hangi davul, hangi denklik?"
Burada kimi arkadaşların yorumlarıma ya da iletilerime yapay zekâ ile cevap verdiğini görüyorum. Sadece benim özelimde de değil, başka paylaşımlarda da görüyorum.
Bir insanın yorumuna yapay zekâ ile yanıt vermek bence pek etik bir davranış değil. İnsanı saf yerine koymak oluyor bu diye düşünüyorum. Şayet yapay zekâ ile konuşmak isteseydim ilgili konuyu, onunla konuşurdum; insan aracıya gerek olmazdı.
Kullanımına elbette karşı değilim ancak sırf etkileşim olsun diye insanlara yapay zekânın ağzından cevap vermeyin.
Saat tam 00.00.
Bir yaş daha büyüdüm ama aslında en çok içim değişti. Bu yaşa gelene kadar çok şey yaşadım. Kolay değildi. Bazen taşıyamayacağımı düşündüm, bazen de kimseye belli etmeden ayakta kalmaya çalıştım. Herkesin gördüğü benle, geceleri yalnız kalan ben aynı değildi.
Çok yoruldum.
Ama pes etmedim.
Kırıldım ama sertleşmedim.
Kayboldum ama kendimi tamamen bırakmadım.
25 yaşıma girerken şunu biliyorum: Geçtiğim yollar beni eksiltmedi, aksine büyüttü. Yaşadıklarım beni zayıf yapmadı, sessizce güçlendirdi. Artık her şeyin hemen düzelmesini beklemiyorum. Beklemekten, anlamaya çalışmaktan ve kendime zaman tanımaktan korkmuyorum.
Bu yeni yaşta mucizeler beklemiyorum. Sadece huzur istiyorum. Kendimle kavga etmediğim günler, içimin biraz daha hafif olduğu sabahlar istiyorum. Yanlışlarımın beni tanımlamadığını, geç kalmışlıkların son olmadığını bilerek devam etmek istiyorum.
Eğer yine zorlanırsam, kendime şunu hatırlatacağım:
Ben daha önce de başardım.
Yine başarabilirim.
25 yaş…
Belki her şey net değil ama ben buradayım. Öğreniyorum, değişiyorum, büyüyorum. Ve bu, başlı başına yeterli.