Yağmalanan zavallı halktan insanlar, cepleri fazlasıyla şişirilen asiller, çocuklarından mahrum bırakılan ve çocuklarının katledilmesine kendileri de ölen yaşlı adamlar; muhtaç durumda, kederin silahtan daha acımasızca yaraladığı yaşlı kadınlar, dul kalmış nice namuslu kadın, babasız onca çocuk, içler acısı halde nice ev, bir lokma ekmeğe muhtaç olmuş pek çok zengin...
Okuduğum her şiir, dinlediğim her şarkı, izlediğim her film sanadır. Acılarım da, sevinçlerim de, heyecanlarım da sanadır. Yine sokaklarında dolaşıp o güzel evlerin resimlerini çizeceğim.
Seni seviyorum Antakya.
Hatay bizleri sevenlerin evi
Ve bizden önce göçüp gidenlerin toprağı
Yitik zamanın altınıdır aynı zamanda
Hatay, kasidelerin parıltılarından çıkan
Kapısında bir şiirim ben, inatçı rüzgarın yazdığı
Belki bir taş, bir nergis, bir begonvilim
Yaşamanın, direnmek olduğunu bilenim
Antakya gibi.
Enkaz altından çıkan sadece bedenler değildi
Memleketim, ruhumdu
avlularına, yollarına kazidigim anıları ve beni hayata bağlayandı Antakya
Ve şimdi yine yeşereceğiz birlikte
Antakya gibi
Kuraklığın ortasında toprağına değen yağmur damlası misali
Bir umut,bir inancım ben
Antakya gibi.