İsmail Enver Bey'in Emine Naciye Hanım'a karşı kaleme aldığı ilk mektubu:
"Sultanım, Ruhum,
Uzun düşüncelerden sonra nihayet ilk mektubumu yazmaya başlıyorum.
Bu ilk sözlerimi zât-ı ismetpenâhîlerine tevcih ederken kalbim sebebini anlayamadığım bir takım hislerin tesiri altında titriyor.
Simâ-i pakınızı henüz görmek şerefine mazhâr olamadım, fakat görmeden, duymadan kalben hasul ettiğim merbutiyyet o kadar büyük o kadar saf ki… bundan böyle tüm düşüncem, hayatımı vakfa azmettiğim zat-ı ismetpenahlerinin husûl ve devam-ı saadetini çalışmaktır…"
Dışarıda korkusuz, çetin bir şahin olan Enver Paşa; Naciye Sultan’a karşı bir serçeye dönüşüveriyor. Naciye Sultan’ın eskiden nişanlı olduğunu öğrenince de korkuya kapılıyor, ve şu satırları yazıyor:
"...Sıkılmadan söyleyiniz. Birbirimize nikahlandıktan sonra, sizi evvelce sevdiğiniz birinin istediğini ve onu küçüklüğünüzden beri tanıdığınızı söylediler.
Öğrenmek istediğim şey bu zat kim ise cidden sevdiniz mi, onunla teehhülü isterken sizi bendenizi kabule icbar mı ettiler? Ve hala onu seviyor musunuz?
İki sözle hissiyatınızı anlatın, bu kâfidir.
Sizi seviyorum; fakat emin olunuz o adamı seviyor da bendenize onu tercih ediyorsanız, her şeyi fedaya hazırım siz mesûd, bahtiyar olunuz da bu uğurda dediğim gibi ise de kıymetli olan sizi bile unutmaya razıyım.
Bana hakikati yazınız… Ruhum, size bu satırları yazmak istemiyordum. Çünkü sizi kaybetme korkusu benim için çok müthiştir. Fakat bilahire sizi bahtiyar edemeyerek, mütemadiyyen sürekli ağlatmaktan ise her şeyi yapmayı göze aldım..."