Ellerim boşlukta, senin, Uhud günü dağılan saçlarını arıyor
Gözlerim göz bebeklerini, Hira dağında
Gözümdeki damla biliyor şu anda yanakalarında soğuyor
Ebubekir’in olup mağrada, Alin olup yatağında
Seni Hatice’nin kalbinde,Aişe’nin dilinde , Zeyneb’in gözlerinde buluyorum
Doğan günde, ayın ondördünde
Baktığım her yerde seni görüyorum
Sen varsın, zamanın ve mekanın ötesinde
Aşkın coğrafyalara hayat bahşediyor
Sevdanla tutuştu Hicaz çölleri,
Rahmetinle dirildi Anadolu, Mezopotomya
Gel ey Mısır’ın Nil’i,Medine’nin gülü… sevgili
Kureyni hatırlar mısın ya Resulallah
Sen hak elçisin bunda kuşku yok !
Sen Abdülmuttalibin yetimisin
Gel ey Kureyşin emini, barışın zeytini,kavganın en önde gideni, şehadetin duvağa açılmadık gelini
Sevgili !
Vedduhayı ne çok severdin, yarana merhem diye sürerdin
Geceyi yük tutma vakti,gündüzü sefer bilir,
Ahireti dünyaya, Mekke’yi Miraca yeğlerdin
Gel ey Amine’nin Mustafası
İbrahim’in duası
Meryem’in İsası
Mesihin haber verdiği sevgili …
Rüzgar yadınla esti durdu ,
Allah buyurdu:
“Göğsünü açmadık mı , yükünü almadık mı , şanını yüceltmedik mi ?”
Gel ey Amine’nin gururu,