Kitap esasında Hristiyan teolojisinin temelinde olan Asli Günahı anlatıyor. Hristiyanlığa göre insan doğuştan günahkar doğar. Bu yüzden Mesih ile aklanmamız ve temizlenmemiz lazım. Kitap esasında bu süreci klasik misyoner retoriği ile anlatıyor. Yazarın kullandığı dil akıcı ve açıkçası okurken de sıkmıyor.
Yazar Türkiye'ye ilk geldiğinde yaşadığı bir emlakçı anısı üzerinden retorik oluşturmaya çalışıyor. Yazarın anlattığı anıya göre evi alacağı emlakçı esnafların yalancılığından, üç kağıtçılıklarından şikayetçi ve burada yazarımızın çokça beğendiği ve kitabın ismini oluşturan cümleyi söylüyor. "Yeter ki İnsan Olsunlar!" Yazarımız bu söze bayılıyor. Emlakçı esasında bir pastör olmalı diye düşünüyor ve tam bu sırada emlakçının alacaklısı veya mağdur bir müşterisi dükkana girip emlakçı ile tartışmaya başlıyor. Burada emlakçı "Ne yapıyım, ben de insanım!" minimalinde bir cümle kuruyor ve bu cümle yazarımızı hayal kırıklığına uğratıyor.
Bu hikayeden yazar bizim şu sonucu çıkartmamızı istiyor. Her insanın kafasında bir insan profili vardır. İşte insan dürüst olacak, çalıp çırpmayacak, yalan söylemeyecek, edepli, ahlaklı, efendi olacak gibi. Ama insanlar kendi kriterleri ile çelişecek varlıklar. Yani kendi koyduğumuz kriterlere bile çoğunlukla uymayacak kadar tutarsız bir canlıyız. Yazar bunu insanlığın kötüye meyilli doğasına bağlıyor ve Semavi dinlerde tüm şamatanın başlangıcı olan bölüme geliyoruz. Adem ile Havva'nın cennetten kovulması...
Adem ile Havva Aden Bahçesinde iken günah diye bir şey yoktu. Tanrı ile olağanüstü bir ilişki içerisinde idi. Masumdu fakat Tanrı'nın tek şartını çiğneyerek şeytan tarafından ayartıldılar. Yasak meyveden yiyerek ilk kez utanç ile karşılaştılar ve çıplak olduklarını fark ettiler. Günah diye bir şey doğmuştu insanoğlu arasında.
Adem
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hristiyan bir elçidir; kimliği ve yaptığı iş birbiriyle kaynaşmıştır. Bir elçinin söylediği ve yaptığı her şey, onun kralını temsil eder. Hristiyanlar ve Mesih arasında da durum böyledir.