BAŞKAN : Siz beni tanımıyorsunuz...
BİRİNCİ KADlN : Biz erkekleri tanımıyoruz, öyle mi? O zaman kim tanıyor sizi?
İKİNCİ KADlN : Sizi biz doğurduk... kundakladık...
ÜÇÜNCÜ KADlN : Emzirdik...
DÖRDÜNCÜ KADlN : Elinizden tutup okula götürdük...
BEŞİNCi KADlN : Sevgimizle ısıttık sizi...
ALTlNCI KADlN : Kötü zamanlarınızda avuttuk...
MÜKELENA : Fakat yetti artık... Bizi daha fazla aldatmanıza izin vermeyeceğiz. Yemin ettik buna.
MÜKELENA : Selam, dedecikler! Size nasıl bir yardımımız dokunabilir?..
BİRLİK KOMUTANI : Sus! Biz deden değiliz senin!..
KORO : Biz sizin dedeniz değiliz!
MÜKELENA : Özür dilerim, dede... Üniformanız o kadar eski ki, anlayamıyorum, mareşal mı, yoksa "Ambasador Oteli"nin emekli kapıcısı mısınız?..
KÖYLÜ : Haydi, eve gidiyoruz, köye!..
KARISI : Bırak beni!..
KÖYLÜ : Boş durduğun yeter!..
KARISI : Bırak kolumu, canım acıyor...
MÜKELENA : Bırak kadını, hemen!
KÖYLÜ : Karım o benim...
YAŞLI KADlN ŞAİR : Karın önemli bir iş yapıyor şimdi...
MÜKELENA : Şunu iyice kafana yerleştir, istediğimiz olmadıkça karın sana karılık yapmayacak...
PİERO : Bil ki yaşayacak ne kadar günüm kaldıysa, seninle birlikte olacağım. Ve dünyadan göçtüğüm zaman da bir şey değişmeyecck... Yine yanında hissedeceksin beni...
ALİCE : Sus...
(Bir müzik.)
PİERO :
Ayrılık demir bir çubuk gibi sallanıyor başımın üzerinde
Beni sağırlaştırıyor.
Koşuyorum, ayrılık koşuyor ardım sıra.
Onun elinden kurtulmam olanaksız.
Ayaklarım tutmuyor, düşüyorum.
Ayrılık ne zaman, ne de yoldur.
Bir köprüdür aramızda
Kıldan ince, kılıçtan keskin...
Kıldan ince, kılıçtan keskin
Bir köprüdür aramızda ayrılık
Diz dize oturduğumuzda bile...