Bireylerde olduğu gibi milletlerde de eğer yaratma tutkusuna eleştirel, estetik güç de eşlik etmiyorsa, hiç şüphesiz bu tutku gücünü boşa harcayacaktır. Bu, artan ahlaki bir anlam ya da edebiyatın ihtiyaç duyduğu ahlaki bir denetim değildir. Aslında hiç kimse ahlaklı ya da ahlaksız şiirden bahsetmemelidir. Şiirler ya iyi ya da kötü yazılmışlardır, hepsi bu. Ahlakla ilgili herhangi bir unsur ya da sanatta standart bir iyiye ve kötüye yapılan zımni referans genellikle belli bir görüş eksikliğinin işaretidir. Bütün iyi eserler saf bir sanat etkisini hedef edinir. Ancak, şehirlerinizde olduğu gibi edebiyatınızda da eksik olan güzelliğe karşı artan bir hassasiyettir. Bütün asil eserler sadece ulusal değil aynı zamanda evrenseldir. Cömert hayatlarınız ve özgür ortamınız size ruhani özgürlük verecektir. Bizden şeklin klasik kısıtlamasını öğreneceksiniz. Sanatı sanat için sevin, sonrasında ihtiyaç duyacağınız şeyler size eklenecektir. Güzelliğe karşı bu adanmışlık bütün büyük medeniyetlerin bir sınavıdır. Her bir yurttaşın hayatını kurgu değil de kutsal yapan budur. Zaman bir tek güzellige zarar veremez. Düşünceler kum taneleri gibi uzağa düşer, mezhepler birbirini takip eder ancak güzel olan bütün mevsimlerde duyulan bir sevinç, sonsuzluk için bir edinimdir.