" 'Misal piyon; her daim önüne bakmak zorunda, geriye tek bir adım atamaz. Güzel bir oyunda vezir bile olabilir ancak hiçbir zaman şah olamaz.' dedi yabancı.
Yabancıyı dikkatle dinleyen Hakim 'Bir sor bakalım şah olmak istiyor muymuş?' dedi gülümseyerek. “Hedef şahı devirmek ve oyunu kazanmak mı yoksa şah olmak mı?”. Ve ihtiyar da katıldı, “Üstelik sen piyon olamazsın ki. Piyonun da olur şahın da vezirinde. Hepsini barındırırsın sen içinde.”
Renklerimi değiştirmek isteyenlerle bozuşurum.
Ben onlarla boğuşurken; bozulan tablolarım, dağılan renklerim olur.
Onlarla bozduğumu sonra oturur kendim toplamaya çalışırım.
Ben kendimi böyle bulurum:
Ruhumun odalarını başkalarıyla dağıtır, kendi başıma düzenlerim.
Kelimelerin yüreğin gölgesinde serinlediğine inandım, bir başka hal vardır mısralarda, ferahtır, yormaz, düzeltir, yıkmaz ama yakar, bir çift göz insanı nasıl yakarsa birkaç kelime bir araya gelip canevinizden vuruverir sizi, sarsılırsınız.