"Cemil Meriç ile Ali Şeriati arasında “bazı” benzerlikler kurulabilir. Şöyle ki: Bir kere ikisi de Fransızca biliyordu. Batı’yı tanıyorlardı, Batı’da tahsil görmüşlerdi. Fakat Şeriati’nin Cemil Meriç’e göre bir fazlası vardı. İslam’ı iyi biliyordu, İslamiyet’e inanıyordu ve Batı’ya, sömürgeciliğe dinin içinden bakıp eleştiriyordu. Cemil Meriç’te yoktu bu özellikler. Jean Paul Sartre, Şeriati ile akşamdan sabaha kadar konuşabiliyordu. Ama Jean Paul Sartre, Cemil Meriç’le oturup konuşmazdı. Çünkü Cemil Meriç Batı’ya Batı içinden bakıyor, eleştirisini de Batı paradigması içinden getirerek yapıyordu. Batı karşısına dini değil, Osmanlı merkezli tarihi ve kültürü çıkarıyordu. Çok geç zamanda Cemil Meriç Hoca -Allah rahmet eylesin- “umran” ile “uygarlık”ın, “kültür” ile “irfan”ın arasını ayırdı. Ama Ali Şeriati ilk günden bunun farkındaydı."