Gerçekten de askerlik erkeklerin hareketlerine, yürüyüşlerine, tavırlarına, ağırbaşlılıkla karışık öyle bir kararlılık, öyle bir tanımlaması zor diklik verir ki, en dikkatsiz insan bile, sivil giysileri altında bir askeri kolayca fark edebilir. Bu da erkeklerin komuta etmek için yaratıldıklarının en güçlü kanıtıdır.
İnsanlar tarihe hükmedemezler. Tarihe, Allah hükmeder ve O ne derse, o olur. Büyük Rus yazarı Tolstoy, bu sözü ispatlamak için iki bin sayfa yazmıştır(savaş ve barış). İnsanlar tarihi yönetemezler. Bunu ne siz yapabilirsiniz, ne de Napolyon, İskender gibi mağrur liderler
Aşkta (kadın ve erkek arasındaki), diğer şeylerin yanında bireyselliğin ön plana çıkması da söz konusudur. "Sadece seni seviyorum", seni diğer herkesten ayırıyorum anlamı taşır. Sevilen kadın, bütün kadınlar arasında en güzeli ya da en iyisi olduğunu düşünemez (ya da düşünmemeli), sadece daha farklı olduğunu düşünebilir. Aşk budur. Kıskançlık? O, eşitlemeye, bu bireyselliği silmeye karşı bir isyandır. Kundera'nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği romanının ana fikirlerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum.