Otomobil, yalnızlık siyasetini kaldırdı, hayatı hızlandırdı, boş zamanları geçirmek için yeni fırsatlar ortaya çıkardı, gençliğe yeni bir özgürlük kazandırdı, önemli yeni endüstri kolları meydana getirdi, milyonlarca insana iş sağladı, bütün ülke ölçüsunde bir yol yapımı programı için teşvik, demiryollarına karşı ciddi bir rekabet oluştu ve her yıl iç savaştaki kadar çok insanın yaşamına veya sakatlanmasına mal oldu. Birkaç yıl içerisinde otomobil lüks olmaktan çıktı, bir zorunluluk, belki de başlıca bir zorunluluk haline geldi.
Amerika'nın ulusal sloganı:
"Tanrı'ya güveniriz."
Birleşik Krallığın ulusal sloganı:
"Tanrı ve benim hakkım"
İsviçre'nin ulusal sloganı:
"Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!"
Türkiye'nin ulusal sloganı:
"Ne mutlu Türküm diyene!"
Filmlerin etkisi, bütün dünyaya yayıldı ve belki Amerikan emperyalizminin en güçlü aracı oldu. Britanya adalarında, Rusya'da, Malaya'da, Arjantin'de sinema meraklılarına Amerikan yaşamanın bir tasvirini ve çoğu zaman da bir karikatürünü götürdü.
İtalya, Almanya, Türkiye ve Japonya'nın uyguladıkları şekilde totaliterlik bu felsefeye taban tabana zıttır. Totoliter felsefe, bireyi devlete ve ırka tâbi kılmıştır. Nazi veya faşist sistemlerinde birey nispeten önemsizdir. Onun özgürlükleri, hakları, malı mülkü, amaç ve umutları, sosyal ve aile ilişkileri önemsizdir.