İsminden de anlaşılacağı üzere bir "av ve avcı" metaforu üzerine kurulu. Sansarın doğadaki sinsi ve çevik yapısını, insan karakterlerinin hırsları ve sakladıkları sırlarla daha derin bir şekilde eşleştiriyor. Hikaye ilerledikçe, kimin gerçekten "sansar" olduğunu, kimin ise sadece bir "yem" olarak kurgulandığını anlamaya çalışmak okur için zihinsel bir egzersize dönüşüyor. Korkuyu büyük yankılarla değil, küçük sessiz duygularla hissettiriyor. Okuyanın bu kitapta sanki ruhum tarafından yazılmış dedirttiren bir eser olmuş.
Kitap, başkahraman olan dedektif Alexei Korolev'in, bir dizi gizemli cinayeti çözmeye çalışırken, Sovyet rejiminin baskıcı ortamı ve kişisel çatışmalarla mücadele etmesini konu alır. Yazar, dönemin karanlık atmosferini başarılı bir şekilde yansıtarak, okuyucuyu hem suç çözme hem de dönemin politik gerilimleriyle ilgili düşündürür. Bir dedektif hikayesi hem de tarihsel bir drama olarak hırsız, karakter derinliği ve güçlü atmosferiyle dikkat çekebilecek bir kitap okuduğunuzda içinizde ki aksiyonu çıkartmasında öncü rol oynayabiliyor. İyi okumalar dilerim.