Karşımda biri duruyordu, gözlerini dikmiş doğrudan bana bakıyordu. Tuhaf bir tekinsizlikle izledim onu; ne yapsam aynısını, aynı saniyede tekrar ediyordu. Gözlerimi kırpıyordum, o da o ruhsuz kapakları indirip kaldırıyordu. Elimi havaya kaldırıyordum, o da sanki görünmez iplerle çekiliyormuş gibi kaskatı bir hamleyle eşlik ediyordu bana.
'Kim bu?' diye fısıldadığımı anımsıyorum, o an içimi buz gibi bir dehşet kapladı. Çok geçmeden, zihnimdeki o pus dağıldı ve acı gerçekle yüzleştim: Bir aynanın önündeydim. Ama hayır, bu bir yalan; o camın ardındaki kesinlikle ben değildim. Karşımda duran, sadece benim her hareketimi kusursuzca taklit eden, etten ve kemikten yoksun, soğuk bir kuklaydı.