Hasan Bey’in eline, yüreğine ve gözüne sağlık.
Bir toplumun çürümüş yüzünü, ikili çıkar çatışmalarını öylesine derin bir farkındalıkla işlemiş ki; bize “bu duygu hastalıktır, uzak durun” mesajını en çarpıcı biçimde hissettiriyor.
Kitap, 1950’li yıllarda Demokrat Parti ve Halk Partisi’ne —sözüm ona zorla partilileştirilmiş kişilere— karşı beslenen kinleri, çıkar ilişkilerini, kulaktan dolma iftiraları ve bitmek bilmeyen zulümleri konu alıyor.
Bu atmosferin içinde Musa ve Ahmet Usta gibi iki aydın karakterle karşılaşacaksınız. Onların dürüstlüğü, direnci ve iyiliği; karanlık bir dönemde bile umudun ne kadar güçlü bir şekilde var olabileceğini gösteriyor. Uzun soluklu mücadelelerinin sonunda bir şeyleri değiştirmeyi başarıyorlar.
Bu kitap mutlaka okunmalı; çünkü bize halkın zehirli yanının, pırlanta gibi insanları ezmesine izin vermememiz gerektiğini hatırlatıyor.
Okurken bende şu düşünceyi uyandırdı:
“İnsan, salt kendi yalnızlığında yaşamaya mahkûm edilmiş kalabalık bir ordudur; onlar halk olarak birleşememişlerdir.”