Erdem

Erdem
@Karamsar_sair
ALFORZA'NIN SESSİZLİĞİ ilk kitabım. 30 bölümden oluşur. Bölümler kısa kısa olup insanın düşünmesine odaklıdır.
Kül ve Sessizlik Gecenin omzuna bıraktım adını, Bir yas çiçeği gibi soldu zaman. Ay, kırık bir aynaydı göğün kıyısında; Yüzüne bakınca çoğaldı yalnızlığım. Senden sonra, Saatler pas tuttu duvarlarda. Rüzgâr, eski bir şiirin Unutulmuş mısralarını sürükledi avluma. Ne kadar sustuysam O kadar büyüdü içimde yokluğun. Çünkü bazı ayrılıklar, Bir kapının kapanışı değil; Bir ömrün yavaşça küle dönmesidir. Ve ben, Küllerinden bile vazgeçemeyen Son yangın olarak kaldım Kendi harabemin ortasında.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Seni tekrar sevebilmek için, gecelerin bana öğrettiği bütün yalnızlıkları unutacak kadar kör olmam gerekirdi.
Duygu ve Düşünce
Bir Kırgınlığın Arkeolojisi Adını, gecenin en kuytu yerine gömdüm; kimse bulmasın diye değil, ben bir daha kendime rastlamayayım diye. Çünkü bazı ayrılıklar, iki insanın birbirinden uzaklaşması değildir; bir ömrün kendi gölgesini yavaş yavaş inkâr etmesidir. Ben seni kaybettiğim gün ağlamadım. Asıl felaket, bir sabah uyandığımda sesini hatırlamak için gözlerimi kapatmak zorunda kalışımdı. İnsan, hafızasının merhametine kaldığında zaman artık takvimlerle değil, eksilen yüzlerle ölçülüyor. Şimdi içimde pas tutmuş bir sonbahar var. Yaprak dökmüyor; yalnızca her rüzgârda biraz daha sessizleşiyor. Ve bil ki, en ağır yıkımlar gürültüyle olmaz. Bir cümle yarım kalır, bir sandalye boş kalır, bir fincan soğur masanın üzerinde… Sonra bütün bir hayat, o küçük eksikliğin etrafında dönmeye başlar.
Şiir
Seni unutmaktan korkmadım hiç. Asıl korkum, Bir gün adını duyduğumda Hiçbir şey hissetmeyecek olmamdı.
Düşünce
Külün Hafızası Benden geriye bir şehir kalmadı; yalnızca yıkıntılar arasında adını ezberlemiş duvarlar. Rüzgâr her geçtiğinde bir taş yerinden oynuyor, ben her sustuğumda içimde bir ömür çöküyor. Sana ulaşmayan bütün mektuplarımı gecenin cebine bıraktım. Belki ay okur diye, belki yıldızlar senden habersiz değildir diye. Ama gökyüzü de insanlar gibi çıktı; en çok susması gereken yerde sustu. Bir gün aynaya baktım, yüzüm değil, bekleyişim yaşlanmıştı. Gözlerimin altında uykusuzluk değil, geri dönmeyeceğini bile bile kapıyı açık bırakan bir inancın gölgesi vardı. Şimdi kimse bilmiyor; içimde her gece küçük bir cenaze kaldırıyorum. Bir tabutta sesin, ötekinde yarım kalmış cümlelerim. Toprak ikisini de kabul ediyor, ama hiçbir sabah onları gerçekten gömemiyorum. Çünkü bazı insanlar öldüğünde değil, onlardan vazgeçemediğimiz için hayalet olur. Ve bazı aşklar,
Şiir