İnsanların arasında otururken yoldan geçen birini görünce bağırın: "Ah, ne bilgili adamdır şu!" Başka birisi geçerken de "Ah, ne dürüst adamdır şu!" Kalabalığın tüm ilgisinin ve saygısının birinciye yöneleceğinden emin olabilirsiniz. Orada üçüncü bir bağırış gerekirdi: "Ah, koca kafalar!" Hemen şunları sormaya meraklıyızdır: "Yunanca mı biliyor yoksa Latince mi? Şiir mi yazıyor yoksa Düzyazı mı?" Ama en önemli konu daha iyi karakterli ve daha doğru düşünen biri olup olmadığıdır ki, bu hep geri planda kalır. Aslında sorgulanması gereken kimin daha çok öğrendiği değil kimin daha iyi öğrendiğidir.
Birinin yararına olan başkasının zararınadır.
Herkes kendini sorguladığında derin arzularının başkalarına zarar verecek şekilde doğduğunu ve oradan beslendiğini görecektir.
Kötülüğümüzden kaynaklanan suçlar söz konusu olduğunda doğanın içimize yerleştirdiği aklın kurallarına bilerek karşı geliriz; zayıflığımızdan kaynaklanan suçlardaysa sorumluluğu bizi bu kusurlu ve zayıf duruma sokan doğaya yükleyebileceğimize inanıyorum.