Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk kitabı. Tek seferde okunacak kitaplardan biri. Dili yalın, anlaşılır şekilde kullanmış yazar. Olay örgüsü, benim gibi karakterin yerine kendisini koymayı ve olayın sonu ile başının daha belirli olmasını isteyenlere biraz zıt şekilde ilerlemiş. Bazı bölümlerde hangi karakterin zihnindeki düşünceleri okuduğumu anlamakta güçlük çektim.
İçeriğine gelirsek, kurguda atlamalar beni çok mutlu etmese de hikayeden ziyade mesajlarıyla beni etkileyen bir kitap. Verilen küçük tavizlerin insanı hangi konuma koyacağından, bir zamanlar azimle çalıştığınız çabaladığınız davanızdan yıllar sonra o verdiğiniz tavizler sebebiyle vazgeçebileceğinizden, vazgeçtikten sonra o mazinin hala içinizde bir köşede kendini anımsatmasından bahsedilmiş. Asım Bey'in geçmişinden kaçarken oğlu İlhan'ın babasının kapağını açmadığı kitaplarıyla o geçmişi dönmesinden etkilendim.
Murat Bey'in birilerini beklemesinden tahammülünü tamamlama tarzını tükenmişlik olarak anladım daha çok, ancak İlhan'ın yolculuğu tahammül ve seferin ikisini de barındırıyor.
İlhan'ın bir zamanlar dava arkadaşı olan Veysel'de babasından izler bulmasıyla hikaye bütünlendi. Bende iz bırakan en önemli yer ise bir anlık heveslerin değiştirdiği hayatların her dönemde farklı şekilde tekerrür etmesi. Okuduktan sonra kendinize sorular soruyorsunuz ve en can alıcı noktası verdiğiniz cevaplar.
İyi okumalar