“Sana, gözlerinin içine bakarken söyleyemediğim şeyler söyleyeyim. Kalbine yenik düşmüş erkeklere özgü bir korkaklıktır bu; bir kadının gözlerinin içine bakıp da yüreğinden geçenleri söyleyememek. Kalbine yenik düşmüş bir erkek, adına yaşamak dediğimiz her şeye yenik düşmüştür. Dilim varsa ölmek diyeceğim ama yenik düşmek diyelim şimdilik.”
“Sen hep orada ol, tam yakınımda ol diyecek oluyorum, bir şeyler mani oluyor, bir şeyler deyip geçiştiriyorum ama sen biliyorsun nasılsa. Sen hep biliyorsun bir erkeğin başlayıp da bitiremediği cümleleri, susup durmasını, sana bakıp ölmesini. Erkekler, kalbi durduğunda değil, çaresiz kaldıklarında ölürler. Bir aşkı, içlerinde bir yerlerde tutmak zorunda kaldığında ölürler. Elini uzatması gereken anda uzatamadığında ölürler.
Bir erkeğin ölümü, kadının kalbinin kırıklığıyla başlar.”
“..gece uyuyamayan bir adamın gözkapaklarının arasında muhtemelen bir kadın sıkışıp kalmıştır. Gözlerini kapattığında acıtan, gözlerini yakıp yaşartan bir kadın orada bir resim gibi asılı durur. Uyku tutmaz, mümkün değil uyuyamazlar artık o adamlar; ne yana dönseler kadının yüzü o yandadır.”
“Bir kadına duyduğun sevgi arttıkça yüzüne doğrudan bakabilme gücün azalır; gerçek aşıklar ölmemek için uzaktan bakarlar. Zaten aşktan ölecek hale geldiklerinde, sevgilinin yüzüne bir kez doğrudan bakmaları yeterli olur.
Gerçek aşık, sevgilinin yüzüne, bütün perdeleri yırtarak,doğrudan ama gerçekten kalbiyle, ruhuyla bir kere bakarsa o an içinde ölür.
Aşığın ölümünden sual olunmaz. Öldüyse, aşk için, aşk acısıyla, aşktan ölmüştür.”