Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar kentte yaşanan kuraklıkları ve su sıkıntılarını gidermek için On Gözlü Köprü'nün üzerinden Dicle Nehri'ne kelle atma (fırlatma) geleneği uygulanırmış.
Kanuni'nin Doğu Seferi'ne giderken Hamravat Suyu gözesinin yakınında otağını kurduğu ve bu suyu içerek sağlık bulduğu,
"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi"
sözünü de burada söylediği ifade edilir.
Diyarbakır içme suyu; kantaralarla (taş sukemerleri) Karacadağ eteklerinden getirilen, fermanı da Kanuni Sultan Süleyman tarafından yazılmış, neredeyse beş yüz yılık Hamravat Suyu'ydu.