Omuz vermeden, gözyaşı silmeden, kalp ısıtmadan, el uzatmadan, dünyaya da içindekilere de zerrece dokunmadan, çoktan sönmüş bir ruh gibi yaşayıp gitmiştim.
Ne aşk, ne ayrılık acısı, ne de arada bir kapınızı zorlayan başıbozuk varoluş sancıları , hiçbiri bir yarın olmayışının ruhta açtığı gediğin yanına bile yaklaşamıyor.