…Ve şunu fark ettim: insanların yüzlerinde her şeyi unutan mutluluk izlerini giderek daha az görüyorum. Şu çağa ait yüzlerde rahat bir yumuşaklık yok. Yarış yapan insanların çarpık bakışı, duygusuz gözleri seni karşılıyor. Bu bakışlar kime benziyor biliyor musun? Artık finişe çok yaklaşan atletlerin korkunç bakışlarına!
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, tamirci çıraklarına kadar herkesin yaptığı işte daha verimli olma kıstası aranıyor! Yarış pistlerinden hastanelere ve kimya laboratuarlarına kadar her alanda arka planda yarışı ölçen saatin sesini duymak mümkün. Birileri ya da bir şeyler sanki alınan sonuçları hep takip ediyor. Her şey giderek daha yapay gerginlikler içeriyor, zamanla endişelerden kaynaklanan bir şekilde daha da hızlandırılıyor...
Kim bilir, belki aşklar da bu endişelerden etkileniyor. Bu yükselme hırslarının, bu insanı kahreden endişelerin peşine takılıyor. Artık masum bir oyun olmaktan çıkıp bir rekabet oyununa dönüşüyor.
…her şey parayla ölçülüyordu. Kırışık, eski, buruşuk banknotlar her şeyin kıstasıydı. Toplumsal hayat, aile içindeki duygular, insanların düşüncesi, hepsine yön veren paraydı. Ama para hırsı eskiye göre farklıydı: Para artık sadece bir amaç ya da değer ölçütü olarak algılanmıyor, bir uyuşturucu etkisi yapıyordu.
Madde bağımlıları gibiydiler, kullandıkları miktarın artması için her şeye hazırdılar. Yalan söylüyorlardı, başkalarını aldatıyorlardı, cinayet işliyor, gerektiğinde de görmezden geliyorlardı, İnsanların beyinleri bu ortamı görmemelerini sağlayan bir toz bulutunun ardındaydı. Var olan toplumsal yapı her köşesinde ve her biriminde çatırtılar içindeydi.